Bir Tasarımcının Gözünden... Yazdır E-mail
Yazar Berna Uyan   
Persembe, 21 Agustos 2008
Sample Image

Galata Tasarım Festivali’nin Perde Arkası

Baştan söylemeliyim; ben size bugün bir tasarımcının bir festival gözlemini, festivalin perde arkasını, yaşadıklarını...ayrıca beğendiğim tasarımcıları, sanatçıları, kişileri ve markaları anlatacağım…onlara torpil geçeceğim…espri bir yana, inanınki aslında onlar burada olmayı en başta hak ediyorlar, sizin de bazılarınız, anlattıklarımdan sonra hak verecek, bazılarınız da zaten tanıdığınız için beni onaylayacaksınız…

Sample ImageGalata Tasarım’ın yapılacağı alana gittiğimde kimse yoktu, ilk ben gelmiştim..Galata Moda Festivali bitmiş, herkes gitmiş Galatam bize kalmıştı…

O kadar heyecanlıyım ki kendimi bir standa koyamıyorum, sürekli düşünüyorum; “acaba benim yerim neresi, yanımdaki standlarda kimler olacak, standlarımız uyum sağlayacak mı?...”diye binlerce soru kafamdan geçiyor…

Neyse bana söylediler “4 numaradasın” diye…bu sefer ben 4 numarayı ararken kalp atışlarım hızlanıyor sanki bitmek tükenmez yolları yürümüşüm de gelmişim gibi, neyse ki sonunda buluyorum…bu sefer etrafı inceleme devri başlıyor beynimde, “karşımda hangi bina var, standımı nasıl yapayım, bulunduğum tarihi ortama nasıl uyum sağlayayım?...”

Gelmeden önce karar vermiştim kafamda ve demiştim “böyle yapacağım” diye…ama nerde, o fikir standıma gelince değişti, özellikle de gidip malzemeleri alırken komple değişti, bambaşka bir fikirle döndüm…

Annem Karin Alhas; yani benim diğer yedek parçam ile ben başladık nasıl yapacağımıza karar vermeye…kendimi de garantiye almışım, yanımda bir ressam ile gelmişim yani, aynı zamanda kendisi Nihat Odabaşı’nın dişi versiyonu, benim en güzel fotoğraflarımı çeken kişi…böyle bir anneyle süper bir takım olunur stratejisiyle stand yapacağım…

İlk gün pazartesi gittim, daha Çarşamba günü açılış var, ama mükemmeliyetçi Berna orada olmalı, her şey kontrolümde olmalı…

Kimse yok, Devran hanım’ı bekliyorum..

Devran Mursaloğlu’nu…

 

Sample Image

Böyle bir hanımefendi beklenir hani…O’nu nasıl anlatsam da eksik kalmasa diye düşünüyorum şuan…ama çaresi yok kesin eksik kalacak…önce resmi koşullarda anlatayım sonra hayranlığımı ayrı bir paragrafa sığdırmaya çalışacağım...Devran Mursaloğlu’nun Paper-Fiber-Textile Art and Design Galerisi var…Kağıt tasarımları yapıyor ve kağıda aşık biri, ama kağıt da O’na aşık, en güzel formunu O’nun elinde alıyor..sanatçı kelimesi O’nunla dolu bir anlam taşıyor..

Sample ImageTürkiye için çok yeni bir bakış açısı ve sanat aslında, kağıt tasarımları...ben küçükken televizyonda origami programı vardı, şu japonların kağıt katlama sanatı, bayılırdım..ama çok fazla kişi bilmiyor…düşünün ki, O, kağıtla sanat yaratmaya çok önceden karar vermiş, yapmış ve tasarımları tanınıyor…bunun olması için önemli bir vizyonunuzun olması gerekiyor bu bir, çok zeki olmanız lazım bu iki, sabırlı olmanız lazım bu üç ve kesinlikle yaratıcı olmanız lazım bu da dört…

Devran Mursaloğlu benim de katıldığım Galata Tasarım Festivali’nin koordinatörüydü…Devran Mursaloğlu’da pazartesi oradaydı, bir tek ikimiz vardık zaten, iki mükemmeliyetçi tasarımcı…ama O’nun sorumluluğu hepimizinkinden fazlaydı, koordinatördü, her şey mükemmel olmalıydı, çok zevkliydi ve o festival O’nun zevkini ve O’nun tarafından düzenlediğini göstermeliydi…

Bir defa O’nun masmavi gözlerini görünce rahatlıyorsunuz, hele bir de işine hakim, anında karar veren, inanılmaz koordine eden ve her şeyi kolaylaştırmak için çaba sarf eden biriyle bir organizasyondaysanız rahatsınız demektir..ama diğer bakımdan da daha titizleniyorsunuz… O’nun o işini yapışındaki profesyonellik sizin de eksiklerinizi ortaya çıkarıyor ve daha da çok çalışıyorsunuz…

Devran Mursaloğlu, mimar-mühendis olabilmek için yurt dışında 6 yıl okumuş…zaten ben de bir mühendis olarak, mühendislerin yaptığı işlerin, özellikle sanatla ilgiliyse, diğerlerinden mutlaka sıyrıldığını gözlemlemiştim ve bunu bir sav olarak hep söylemiştim…Devran Mursaloğlu savımın en önemli ve en başarılı kanıtı oldu…

O’nun hakkında bir diğer gözlemim; O’nun ne kadar özverili olduğuydu…hepimize, kendisininkinden daha büyük standlar vermişti, üstelik kendi tasarımlarının, kendine ayırdığı standa yetmeyeceğini bile bile…kendini kayırabilirdi ama kayırmamıştı…Bu çok önemli bir özellik bence, sadece bu hareketle bile bir insanın dürüstlüğünü ölçebilirsiniz…Ve bir de O’nun zarafetine, konuşma tarzına, vücut diline ve endamına hayran oluyorsunuz…düşünün tam bir “First Leydi” zarafetinde biriyle bir organizasyonda bir aradasınız…bu tabii biraz kötü bir şey çünkü gözünüzü ondan ayıramıyorsunuz, işiniz yarım kalıyor…

Pazartesiden itibaren, gece saat onlara kadar kaldı, o gün planladığı iş bitene kadar gitmeyecek kadar kararlıydı, “saat kaçta biterse o zaman gideceğim” diyecek kadar eline aldığı işi tam yapan biriydi…Anlatmakla bitmez Devran Mursaloğlu…umarım sizlerin de tanıması için O’nunla bir röportaj yaparım ve ben de O’nun daha derinlerine yolculuk yapmış olurum…www.devranmursaloglu.com web sitesinden çalışmalarını görebilir ve hayretler içinde hayran kalabilirsiniz…

Galata Tasarım Festivali’nin diğer kahramanı, Beyoğlu Belediyesi’ydi…Beyoğlu Belediyesi, kendine ve Beyoğlu’na yakışır adımlar atıp çok güzel çalışmalar yapıyor ve etkinliklere destek veriyor…ama bu destek kelimesinin altını çizmem lazım..öylesine bir destek değil bu; her şeyi o kadar kolaylaştırıyor, o kadar çabalıyor, o kadar imkan sunuyor ki takdir etmemek mümkün olmuyor…

Düşünün sadece bu festivaller için Galata Kulesi’nin önündeki küçücük meydanı; ellerindeki sihirli değnekleriyle birden koca bir festival alanına dönüştürüveriyorlar…böyle kısaca anlatmak onlara haksızlık oluyor aslında…günlerce uğraşıyorlar, sabahtan akşama kadar, ihtiyaçlarımızı karşılamak için çırpınıyorlar, belediyenin organizasyondaki temsilcileri sürekli dolaşıp, memnun olup olmadığımızı, festivalin nasıl gittiğini soruyorlar…ve siz bir şeye destek vermenin ne demek olduğunu görüyorsunuz…o kadar özverililer ki; üstelik tüm personel aynı özveride, tabii bu Beyoğlu Belediye Başkanı Sayın Ahmet Misbah Demircan’ın organizasyona ne kadar değer verdiğini gösteriyor…Beyoğlu Belediye Başkanı Sayın Ahmet Misbah Demircan’a, İstanbul’da yaşamıyor olmama rağmen, başkanımız demeyi uygun buluyorum, çünkü kendisini, davranışlarını, desteğini ve bizlere verdiği değeri görünce bu karara vardım…

Neyse Galata Tasarımı anlatmaya devam edersek; Sayın Ahmet Misbah Demircan, açılış da çok güzel bir konuşma yaptılar; tasarımın ve tasarımcının değerinden, Beyoğlu’nu eski güzel günlerine döndürmek için sanatçıların ne kadar önemli olduğundan öyle güzel cümleler kurarak bahsettiler ki, o an bile orada olmaktan, böyle değer vermeyi hak eden önemli şahsiyetlerle aynı organizasyonda yer almaktan inanılmaz onur duydum…Sonra, Kendileri, tüm tasarımcıların veya katılan firmaların standlarını tek tek gezerek hepimizin neler tasarladığını yerinde gördüler, hepimizle tanıştılar ve sohbet ettiler…

Ürünlerimle ilgili ilk övgüyü sanırım kendilerinden duydum “bayıldım” dediler..çok mutlu oldum, ürünlerim arasında Beyoğlu’nda yer alan Galata kulesi ve tramvay tasarımları da vardı zaten, o tasarımların da var olması, kendilerinin böyle düşünmesinde etkisi oldu sanırım…

Kendilerine buradan; bize çok güzel bir organizasyon yaşattığı için sonsuz teşekkürlerimi sunar, İstanbul’umuzla  ve Beyoğlu’muzla ilgili çalışmalarında, istendiğinde her zaman gereken desteği vereceğimi belirterek, sonsuz başarılar dilemek isterim..çünkü yapılan her iyi şeyin, hepimiz için yapıldığını bilmeliyiz, çünkü her güzel şeyde; hem İstanbul hem Türkiye kazanıyor…

------

 

Ben de FULART ISTANBUL markamla oradaydım…

 

Sample Image


Biliyorsunuz 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul’umuz…

Marka aslında bu hedefle yol aldı..2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul’a özel bir marka yaratmak ana hedefiydi…ama aslında bu kadar kısa ve hemen olan bir şey değildi, bir sinerjiler bütünüydü, bir gelinen noktanın sonuydu..uzun bir yazı olur bu..ama kısaca anlatırsam bu tutkumu…

İstanbul zaten, 3000 yıllık hayatımın savrulan sonbahar yapraklarından geriye, sapasağlam  kalabilmiş tek aşkım değil miydi? Hayalime onunla başlama borcum vardı, İstanbul’a ait bir marka yaratmak…benim gibi İstanbul aşıklarına yaratmak…

Ve oldu ama çok zor oldu, çünkü karşımda öyle bir şehir vardı ki…

Her ne yapıyorsanız İstanbul’la ilgili; kesinlikle sıradan olmamalı, diğerlerine hiç benzememeli, dünyada tek olmalı, her gün baktığınızda farklı görmelisiniz ve en önemlisi baktığınızda sadece İstanbul’u görmelisiniz…

Küçükken bir kitapta okumuştum; biri diğerine bir şişede mesaj göndermişti, diğeri denizin kenarında otururken önüne bir şişe gelmiş ve şişenin içinden beklediği not çıkmıştı, gibi bir şeydi…harikaydı…

İtiraf ediyorum, biliyor musunuz yıllarca ne zaman denizin kenarında otursam hep bir şişe bekledim…gelmedi…

İşte bunu düşünürken İstanbul markasıyla bir masal gerçekleştireyim dedim, hiç olmamışı oldurayım, bana gelmedi o şişe ama, bekleyenlere ben göndereyim ve içine de bir not koyayım bu not da ;

“"Bir gün denizde bir şişe fark etseniz...
O şişe size bir mesaj getirmiş olsa...

İçinde ancak İSTANBUL yazmış olurdu..."  olsun.

Koleksiyonun adı da “ŞİŞEDE İSTANBUL” olsun…

 

 

Sample Image


Ürünün kutusu şişe şeklinde olsun, fular yollayayım ve içinde, yukarıda yazan not olsun ve en önemlisi, o mesajla beraber fular da İstanbul’umun olsun…bu yüzden; 7 tepeli İstanbul’un kutusunun üzerinde 7 tane İstanbul siluetindeki; Galata kulesi, Ortaköy-Boğaziçi ikilisi, Kuleli Askeri Lisesi, St.Antuan Kilisesi, Tramvay, Kız Kulesi ve Vapur çizimleri var…fularların üzerinde ise; yine bu 7 tane siluete ek olarak; Sultanahmet Cami, Ayasofya, Topkapı Sarayı Bab-üs Selam Kapısı, Topkapı Sarayı Adalet Kulesi, lale....ler var…ve  logosunda da; lale, Galata ve kuş figürü var…(Yalnız, şişe şeklindeki kutuyu, Galata Tasarım Festivali’ne yetiştiremedik, bunun yerine fotoğraflarda gördüğünüz silindir kutularda ürünler satıldı…)

Sample ImageVe fularlar ve kutusu dünyada olmayan özelliklere sahip;
Hem bayanlar için fular, hem de erkekler için kravat veya fular olarak kullanılabilecek özellikte tasarlandı, aynı ürünü hem bayanlar hem de erkekler kullanabilmekte. Fularlar iki ayrı kumaşla hazırlandı, böylece iki ayrı desenli fularınız varmış gibi bu fuları istediğiniz yönüyle ve deseniyle kullanabilme özelliğine sahip. Kumaşlar; ipek ve saten..Fularların üzerindeki İstanbul çizimleri el yapımı..Tasarım, “ist-an-b-u-l” adını 5 ayrı kutuda topladı, bu kutular yan yana geldiğinde “İSTANBUL” adını oluştururlar…5 ayrı kutu olmasının bir diğer özelliği de İstanbul’un alınışının 555. yılı olması…

Yani istediğim olmuştu sonunda, çünkü her tasarım detayıyla dünyada bir ilke imza attık FULART ISTANBUL olarak. Yapılmamış yapıldı ve kültür başkenti İstanbul’umuza yakışan bir ürün çıktı ortaya…

Zaten Galata Tasarım Festivali’nde de çok güzel tepkiler aldık; her gören hayranlığını dile getirdi fakat en güzellerini İstanbul’a gelen turistler söyledi..turistlerden biri “koca İstanbul’u gezdim, hiçbir şey bulamadım ona yakışan ve özelliği olan, bir tek bu İstanbul’a yakışan bir ürün, dünyada bile yok herhalde” dedi ve fotoğraflarını çekti, standın, ürünlerin, benim…

Bir diğeri tek kelimeyle harika bir şey söyledi, çok duygulandım, “bu tasarımlarla ödül aldın mı? “ dedi…ve o da fotoğraflarını çekti, standın, şişelerin, ürünlerin, benim…Bir Türk ise “tasarımdan anlayan olsa, bu ürüne, istediğin her fiyatı öder, istersen çok çok fazla iste…” dedi…Dünyanın en mutlusu bendim bu sözler üzerine yani anlayacağınız…en güzeli ne biliyor musunuz..vermek istediğiniz o duygunun tamamen yakalandığını görmek…

Harikaydı yani benim için tepkiler ve herkes merakla web sitesini bekliyordu, web sitesini de kendim yaptığım için yetiştirememiştim festivale…şimdi sayfamız web de yer alıyor, internet üzerinden satış da yapıyoruz, her zaman FULART ISTANBUL’a ulaşabileceksiniz…web adresimiz  www.fulartistanbul.com 
Facebook grubu ise http://www.facebook.com/group.php?gid=20952870796


Şimdi sırada; benim yan standımda yer alan seramik sanatçısı…
Birsen Canbaz var…

Ben ki hayatta müzelere bayılan biri olarak, bu kadar şanslı olurum, müzelere ölüyorum desem yeridir. Hatta İstanbul’a geldiğimde uçaktan iner inmez müzeye gitmişliğim vardır, o kadar ki orada olmayı, o atmosferin içinde yer almayı, saatlerce oturup içime süzdürmeye bayılıyorum…ve benim Galata Tasarım’daki standımın yanında, Birsen Canbaz vardı…yani bir modern sanatlar müzesiyle yan yanaydım…

Bu kadar şanslı olunabilir ancak…

Sample ImageBir de onun müze dizaynını aratmayacak standının güzelliği, ürünleri, şairane ve duygu dolu sözleri vardı…ya o takaları, şeytan kulağına kurşunlar, kahve fallı fincanları, melekli ağırlıkları, yoncaları, “bir şans ver” leri, yuvaları, ayakkabıları….sayamıyorum artık düşünün hepsi güzel ve seçemiyorsunuz, alamıyorsunuz…onu tanımak lazım..onu tanımadan bu hayattan bazı şeyleri anlamanız zor, cümlelerinde ele veriyor kendini, derinliğini…o derinliğe imrenerek bakıyorsunuz…her gün ama her gün gelip kendi standımı açtığımda, onun standına yeni şeyler görüyormuşum gibi yeniden bakıyordum ve ellerim kalbimde hepsini kontrol ediyordum; yerindeler mi diye..kırılmışlar mı, alınmışlar mı..her gelip almak isteyene düşmandım…onun sanatını görmeniz lazım…onun derinliğini tanımanız lazım..ve onu tanımanız lazım..www.birsencanbaz.com web adresinden onu takip edebilirsiniz, gözünüz üzerinde olmalı 

Galata Tasarım Festivali, aslında çok daha uzun anlatılmayı hak ediyor, ama ancak bu kadarlık yerimiz var, yazımı bitirmeden önce sonuç olarak söylemek isterim ki; FULART ISTANBUL’un asıl hedefi, İstanbul’un bir dünya başkenti olduğunu, 2010 Avrupa Kültür Başkentliğiyle yetinmeyeceğimizi anlatmak..İstanbul’a yakışan ürünler tasarlamak…markam FULART ISTANBUL’un omzunda çok ağır yükler var; benim, İstanbul gibi bir şehre ürün tasarlamam ve onu temsil etmeye çalışmam…çok güzel bir yük bu ama biz de sizden bizimle beraber bu yükü ve güzelliği paylaşmanızı istiyoruz, beraber sahip olduğumuz bu değerleri daha yukarılara taşımamız, bizim İstanbul’umuza da, ülkemize de, milletimize de borcumuz…

Beyoğlu Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Misbah Demircan’ın da dediği gibi; “biz tasarımla varız, tasarımcılar bizim hayatımızı şekillendiriyor, sanatımıza da sanatçımıza da sahip çıkalım”

 

 
Sonraki >

yorumlar

Henüz yorum eklenmedi - İlk yorumu siz yapabilirsiniz...


Sayfa 1 de 0 ( 0 yorumlar )
©2006 MosCom

Yorum eklemek için üye olmalısınız. Üye iseniz lütfen giriş yapın