|
Yazar Ece Yücel
|
|
Sali, 29 Temmuz 2008 |
|
Yerden yere vursam da seviyorum onları. Ne kadar kaba saba ve/veya itici hayvan varsa _ayı, öküz, sansar, kokarca…_ onlarla özdeşleştiririz. Ama onlara kıyamayız da.
Aman beyler görmesin bu sözlerimi hemen havaya girerler. Girdiler bile değil mi? Tatlıdırlar ve eğlenceli. Ve bazen çok çekici.
En serserisi bile bazen en zeki mantıklı kadını tavlayabilir. Ama kıymet bilmezler.
 Kadın - Erkek Seven bir kadın onlar için kazanılmış bir zaferdir, fethedilmiş bir kale. Ne pahasına olursa olsun alınan bir kale. Bu savaşta kale çok yara almış, çok badire atlatmış olabilir. Yorulmuş bir kalede kalmak istemezler. Yenisine geçerler.
Zafer aslında o kadar da büyük anlamı olan bir kavram değildir. Zaferler harcanır,başarılar yenilerini gerektirir. Bu yüzden seven bir kadın zafer gibi içi boş bir kavramla karşılanamaz.
Seven bir kadın nimettir. Tanrı’nın kutsanmışlığıdır. Anne olma ayrıcalığına sahip olan canlının aşkını kazanmak … sonsuz sevgi ve özverinin kaynağı tarafından sevilmek.
Abarttım mı?
Naçizane yazarınız da yenik ve harap bir kale.
Sevdiğim zaman göğsümde alevler hissediyorum ve sırtımda kanatlar. Güçlüyüm ve korkusuz. Ve bunu göstermek istiyorum.
Oysa sevdiğini söylemek acizlik diyorlar. Peşinden koştur, süründür. Delirsin, asla evet deme. Eeee sonra? Nereye kadar? Ve neden?
Her kadın kaledir. Her kadın İstanbul’dur. Kendini gururla ve inatla savunur çünki onu asla terk etmeyecek Fatihini bekler.
|
yorumlar
ahahhahahh fotoromanlara bayıldım Gönderen Ece Yücel, on 07/30/2008, at 00:59 |
1 Sayfa 1 de 1 ( 1 yorumlar )
Yorum eklemek için üye olmalısınız. Üye iseniz lütfen giriş yapın