ADnet Reklamları Siz de reklam verin
Röportaj - Merve İldeniz Yazdır E-mail
Yazar Rana Solaker   
Pazartesi, 06 Kasim 2006

Resimleri büyütmek için lütfen üzerlerine klikleyiniz

Hayallerinin peşinden gitmek herkesin cesaret edebileceği bir olay değildir. Online sohbetler serimizin bu seferki konuğu olan Merve İldeniz hayallerinin peşinden gitme cesaretine sahip ender insanlardan biri. Gelin hep birlikte Bodrum’a doğru bir yolculuğa çıkarak İldeniz’in pozitif enerjisinden bir nebze de olsa yararlanmaya çalışalım.

Mankenliğe başlama hikayenizi öğrenebilir miyiz?
Mankenliğe hevesim yoktu,çünkü bizim gençliğimizde bilinen ,ortada olan bir meslek sayılmazdı..pek lokaldi.Tesadüfler denebilecek olaylarla bulaştım ama kaderim olduğuna hiç bir şeyin tesadüf olmadığına da inanan biriyim.Görünür yüzü 82 yılında Taksim’de buzpateni kaymaya giden yeni üniversiteye başlamış bir gençken orada çekilen bir yün reklamında figürasyon olarak kayabilmemiz nedeniyle kullanılmış ve orada kurulan bağlarla devamı gelmişti..Üniversite hayatım boyunca dergi çekimi,fuar mankenliği,reklam filmleri oyunculuğu yaptım.1984 yılında bir çikolata reklamı sayesinde pek ünlü de oldum..sonra 1986 da Flaş Form ajansına girdim ve üniversite sonrası tamamen mankenliğe başladım.İngilizce İşletme Finance mezunuyum aslında…ama hiç yapmadım.87 de Japonya Tokyo da Cenq Deux adlı ajansa girdim 3 ay çalıştım.91 de başak gürsoy ajansa geçtim ve bırakana kadar yani 98 sonuna kadar da orada çalıştım.16 yıl mankenlik yaptım..

Siz her zaman müthiş bir iş disiplinine sahip mankenlerden biri oldunuz. Mankenlik mesleğine yeni başlayan kişilere bu konuda neler önerirsiniz?
Herşeyden once belirtmek isterim  ki bizim zamanımızın şartları ile şimdinin şartları çok farklı…o zaman bazı şeyler çok kolaydı .Tek kanal tv ,az ve kalitesiz dergicilik..Küçük ve lokal defileler şöhret hiç yok çünkü magazin gazeteciliği henüz başlamamış.
Disiplin zorla olan bir şey değil..bunu izledim gördüm..disiplinin sırtını dayadığı gerçek iş aşkıdır aslında..ne kadar çok işinizi severseniz o kadar da ciddiye alırsınız, yaparken haz duyarsınız ve evet disiplinli de olursunuz..bu hem iş kurallarına uymak,hem kendine özen göstermek hemde profesyonellik tanımınızda kendini gösteren bir şeydir..asla zorlama olmaz.ben ne en uzun, ne en güzel, ne de en harika yürüyen kızdım ama en çok seven ve en disiplinli olandım o kesin..son 7 yılımda kendim için tek bir tatile bile çıkmadan çalışmıştım..bu doğrudur diyemem..kişi hiç bir şeyi kendinden öne koymamalı ve esiri olmamalıdır..ben yanlış olanı deneyimledim açıkcası.abarttım hatta..:)))

Bodrum’a yerleşmeye nasıl karar verdiniz? Sizi bu kararınızdan vazgeçirmeye çalışanlar oldu mu?
Bu benim mankenlikten önceki kararımdı..şehirde değil sayfiyede yaşamak….bu hayal için okul bitince babamın fabrikasına atlayıp işletme kariyerinde kaybolmayı değil,az zamanda para biriktirme olanağı sağlayan ve kat kat zevkli eğlenceli olan mankenliği hiç düşünmeden seçtim ve paramı biriktirdim..harcamadım kılık kıyafette çarçur etmedim..yatırım yaptım.bu kararımı verince kimseye de sormadım..evlenirken Serdar’a söyledim..o da sadece 5 yıl şehir hayatı istedi yeni işi için..çünkü evlenirken mankenliği bırakıp fotograf çekmeye başlamıştı ve şehirde kalmalıydı..gerçi o 5 yılda elinden geleni de kibar kibar denemedi değil ama 2001 de ben buradaydım.O hala tam olarak gelmiş değil ,hala gider gelir uçaklarda yollarda…yorulmadı bıkmadı valla..

Sizin gibi hayatını değiştirmek isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir?
İlla benim gibi olması şart da değil,eğer içinizden ,ta kalbinizden gelen bir ses ,şu an olduğunuz yerde yaptığınız şeyleri yapmayı gerçekten istemiyor ve başka bir yerde ya da şeylerle ilgilenmeyi arzuluyorsa o sesi mutlaka dinleyin..ister dağlara git desin ister  New York ‘un göbeğine..önemli olan kalbin sesini dinlemek..o tek pusuladır bana..
O sesi dinlemezseniz, işte o zaman hayatınız ziyan olabilir anlamsızlaşabilir,mutsuzluk kaynağı olabilir.. Hayata gelme niyetinizi gösteren,ana yolunuzu işaret eden sadece kalbin sesidir..kesinlikle onu dinleyin..zaten en önemli adım bu..sonra bu seçiminizden dolayı evren tarafından hem onurlandırılacak hemde ödüllendirileceksiniz..emin olabilirsiniz.işler ters gider gibi görünüyorsa o da sizin temizlemeniz için yine sizin ürettiğiniz korkularınızın sonucudur.dayanın ve kalbinizi tek pusulanız yapın..

Bodrum’da tipik bir gününüz nasıl geçiyor?
Doğa ile uyumlandığımdan beri güneş doğmadan az önce kalkarım..kendi kendimeliğimin saltanatını sürerim..sadece an’da, anın içinde yaşayan bir varlık olarak hareket ederim ama genelde ya yazarım ya yaratırım ya niyet yaparım ..mutlaka kendimi ve dünyayı ve evreni onurlandırırım..Basit işler yaparım.doğayla alakalı..mutlaka vaktimi maksimum dış alanda geçiririm.bol bol fiziksel hareket yaparım..çok severim..spora giderim düzenli yürürüm,dans ederim..bahçe sularken bile yoga veya streching yaparım..aktivite severim..hareket halindeyim..ama arada bol bol da dururum..dinlerim izlerim..an da kalarak..çok değişik açılımları olur hayatın…getirdikleri mükemmeldir..Kızım okulda değilse ,evdeyse onunla zaman geçiririm..eşim istanbulda değilse evdeyse onunla zaman geçiririm..hayvanlar bahçe ailem arkadaşlarım doğa ve yaratılar dünyasında yaşarım..

Şu anki projeleriniz arasında neler var?
Evet sık sık da projelerle ilgili geniş kapsamlı ve acelesiz çalışmalar yaparım..aslında hayat kariyeri yapıyorum ben..onunla yani hayatı yaşamakla ilgilenirim.
Gene de projem var..şu anda Dereköy de 22 dönüm bir arazi yatırımım var..Bitez’den oraya geçeceğim..burada öğrendim..bu ev okulum,orası uygulama alanım olacak.Hem evim hem işyerim.bir köy,komünik bişi,kendi gıdasını kendi sağlayan,kendi enerjisini kendi üreten,kendi gelirini kendi kazanan,gelince kafa dinleyebileceğin,tabiatla kaynaşabileceğin,tarımla ilgilenebileceğin,bizimle spor ,yoga yada meditasyon yapabileceğin,içinde havuzu,at binme yeri ,kapalı seminer yeri,serbest sanatsal atölyeleri ,güzel mutfağı ve  doğaya entegre kalacak kulübeleriyle  ördekleri hayvanları olan,orada kazandıklarıyla yaşayan bir grup insan..ilerde zor günler olursa da kendi başına bir yeterlilik abidesi ve insanlara her çeşit yardım yuvası..

İçinizdeki çocuk sizin için ne kadar önemli? Ve onu beslemek için neler yapıyorsunuz?
Çok önemlidir..içimdeki en bilge kişi o çocuktur..ve o tanrısallığı çocuk kahkahası olarak görür.saftır,temizdir ve tarafımdan korunur..çok emniyetli bir evrende yaşar ve kendisi olur..onu utandıracak,içinden geleni yapmasını engelleyecek egoları atmış bir çocuktur, ,başkalarına sevgi duyabilmesi nedeniyle de gücünü sadece iyi ve ışık olan için kullanan ve sadece bunlarla oynayan bir çocuk..bilinçli ama çocuk gibi meraklı bir çocuk..ve hayat kariyerinde başarılı olanlar çocuklardır..an da yaşarlar ,sonuna kadar enerji ve merak doludurlar hayata karşı…pesmemişler vazgeçmemişlerdir…ben de öyleyim.
Onu beslemek için onu sevmek ve onurlandırmak yeterlidir..sonra da o size nasıl yaşanacağını gösterir zaten..:))))

Sizin hayvanlara karşı müthiş bir sevginiz olduğunu biliyorum. Şu an evinizde hangi hayvanlar var?
Şu anda 4 köpek 6 kedi ve bir yılan var.ördek ve tavuklarım vardı..şu anda yok ama gene alacağım kesinlikle…atım vardı çalındı..gene at  da alacağım .bahçeye balık da istiyorum öbür tarafta…bahçede yüzlerce kuş var..hiç birini şehirde göremezsiniz bile..gök te uçan şahinler var.. markete bile gitseniz karşınıza çıkabilen öküz,inek keçi,kuzu kaplumbağa,kurbağa,kertenkele,tavşan,sincap,bukelemun,tilki var.

Camel Trophy’e katılacak kadar cesur ve maceracı bir kişiliğiniz var. Ufukta sizi yeni maceralar bekliyor mu?
Maceranın tadı her an’da zaten…o tür göz önünde olanlarına hevesim kalmadı..genelde artık şöyle oluyor..mesela geçen sene bir kız arkadaşım oğlu ve ben de kızımla gezindik..Efes,Meryemana,Pamukkale çocuklara öğrettik.Pamukkale kapısında bir micro-light uçak vardı..el freniyle durup siz bekleyin diyip iki tur uçtum sonra serbest düşüş denedik çok eğlendik .sonra indim kızımla ve arkadaşımla Pamukkale’yi gezdik..iyi adrenalindi ama..:)))AN’ım içinde filmimin karelerinden birinde macera fırsatı varsa hiç kaçırmam yaparım..ama aranmam ,macera olsun diye bişiler kazımam.

Biliyorsunuz NYC 2 IST okuyucularına internet sayesinde ulaşan bir dergi. Sizin internetle aranız nasıl?
İnternetle aram fena değildir..kendi sitem var şu an tekrar yapılanıyor ve içinde hergün bizzat cirit attığım birde forum var..aslında bana ulaşmak çok kolay..adımı ara siteye gel ve sor..dünyanın orta yerinde öylece durur..bulan bulur.

Sırada Marcel Proust’un anketinden yola çıkarak hazırladığımız sorular var. Mutluluk anlayışınız nedir?
Huzur. Mutluluklara pek aldırmam..mutsuzluklara da..hepsi geçici fenomenlerdir..an içinde yaşarım..her zaman mutlu olamazsınız.mümkün değil..doğaya aykırı..sahte olur..kedim ölse mutlu olmam mesela ama huzurlu olabilirim..huzurlu olmaksa en büyük mutluluktur bence…
Sık sık kullandığınız bir sözcük var mı? Varsa nedir?
Seni onurlandırıyorum.Şükür
En büyük lüksünüz nedir?
Hayatın  önemini anlamış olmak ve anlarken hala yaşıyor olmak
Şu anki ruh haliniz nasıl?
Sizce? Ben en yüce ruh insin benim bedenime diye çağrıda bulunmuştum..bilmiyorum nerelere kadar ulaştı..:)))
En büyük korkunuz nedir?
Yok korktuğum bişi artık çok şükür..en son kızıma bişiler olacak diye korkularım olmuştu anne olunca otomatik oluyor..onun bana ait olmadığını,aslında hiçbir şeyin bana ait olmadığını ve olamayacağını,sadece anları deneyimleme şansım ve seçimlere göre sadece hayat filmimin senaristi olduğumu anlayınca geçti  ..kalmadı ..huzur geldi..
Karakterinizin en belirgin özelliği nedir?
İçi dışı birdir karakterimin ..bir de herkesi ve her şeyi severim..kimse hakkında kötü düşünmem..yada hiçbir olay hakkında kötü düşünmem.alınacak dersler olabilir gelişmek adına yada sınavlar ama kötü olay yoktur bana göre.
En sevdiğiniz yazarlar kim?
Asimov hayranıyım,Walter Burkert okuyorum şu sıra ..çok güzel..
Agrippa von Nettesheim ‘den Gizli Felsefe isimli kitap ise inanılmazdır.
Retorik yazı çok severim..

Online gerçekleştirdiğimiz bu keyifli sohbet için Merve İldeniz'e teşekkürlerimi sunuyor, kendisine her daim huzurlu günler diliyorum.

Başka bir online sohbette görüşmek üzere,
New York’tan sevgilerle
Rana Solaker

 Bu röportajın tüm hakları NYC 2 IST e aittir, izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
 
< Önceki   Sonraki >

yorumlar

Evet hos roportaj olmus bnde katılıyorum ama Merve hanım erken bıraktı podyumu bence,soyadı da bana bir arkadasımı hatırlattıgından bende pek bi severim kendisini...

Gönderen deniz, on 11/08/2006, at 11:34

Merhabalar. Merve hanim ile ilgili roportaj icin tesekkurler. Kendisini yapmak istediklerini ozgurce yapmis bir insan olarak hepimizin ornek almasi gerektigini dusunuyorum.

Gönderen Fashion Renegade, on 11/07/2006, at 14:42

Cok basarili bir roportaj olmus, Merve hanimi cok severim.

Gönderen filiz, on 11/06/2006, at 17:33

 1 
Sayfa 1 de 1 ( 3 yorumlar )
©2006 MosCom

Yorum eklemek için üye olmalısınız. Üye iseniz lütfen giriş yapın