|
Ama biz bugün giyim konusundaki dehasını anacağız.
Giyinmeyi sevenler ve modaya yakın olanlar için avangard ve bohem, giyinmenin 8. sanat olduğuna inananlar için aykırı ve sıradışı, hiç birinden anlamayanlar için deli ve çılgın olarak nitelendirilebilecek bir stil.
Renkli büyük gözlükler, o koca koca, birbiriyle alakasızmış gibi duran, aslında hiç de öyle olmayan takılar, sürekli değiştirilen saçlar ama her zaman koyu kırmızı, koyu pembe ruj, peluşlar, “bu yaşta olmayacak” renkte göz farları, hep renk, hep parıltı. Aksesuarı asla eksik etmemiş, şapka, gözlük ve kolyeler demişbaşları olmuş.

Giyinmek söz konusu olduğunda kadın olmanın getirdiği tüm avantajları yaşamak üzere yola çıkmış ve bunu başarmış bir ruh. Her an bir kaosun içindeymiş gibi görünen halini inceleyecek olursanız aslında tam bir harmoni içinde olduğunu görebilirsiniz.
Aysel Gürel’in göz zevkine, renklerle ilişkisine ve ruhuyla barışık biri olarak tüm bunların kıyafetlerine yansımasına doyamadık, doyamayacağız.
Her an bir kabarede rol alacakmış gibi, her an gülümseyen, genellikle de 32 incisini birden gösteren Aysel, yamalı çılgın şapkasının renkleriyle uyumlu gözlükleri ve kürkü rastgele mi seçmiş sizce? Ya da kaplan desenli bir bluzun üstüne çita desenli bir şapkayı öylesine mi takmış? İlk resimde her iki parçanın yumuşacık materyallerden olması, ikinci resimdeki kıyafetlerin her birinde ışıltılı payetlerin eksik olmaması...Hep bir delinin tesadüfi işleri... Rengarenk bluzunu siyah tüylü bir şapkayla dengelemesine ne demeli? Çiçek bahçesinde bir güle konmuş, uzun kuyruklu bir kuşu hayal ederek mi giyinmiştir acaba bu defa Çılgın Aysel?
Çiçekli, egzotik bir elbiseye yakıştırdığı yeşil boncuklu kolyesi ama her şeyle kontrast siyah bluzu ve mutlaka üstündeki ışıltılı kristalleri ve onunla uyumlu dore tasma kolyesi adeta kostüm içinde kostüm, karakter içinde karakter, ruh içinde ruh gibi. Acaba karar veremediğinden mi yoksa böyle hissettiği için mi bunları giymişti?
Peki çizgili ceketiyle taktığı çizgi gibi kırmızı tasma kolyesini de eline gelen ilk şey olduğu için mi takmıştı yoksa yine bilerek mi? Peluşuyla takım top küpeleri bile tesadüf olsa pembe saçlarından kim suçluydu?
 Diyorum ya, kırmızı, kırmızı, kırmızı. “Kadınız şurada canım, aaaaa!” der gibi.
Peki makyajsız, renksiz hallerinde nasıldı Aysel? Baksanıza yine “cool”du, yine havalıydı. Grinin tonlarını kullandığı nadir anlardan biri...Sigarayı tutuşu, bileğinden görünen bir parça siyah ve mesaiyi kırmızı gözlüklerden alan beyaz büyük çerçeveli gözlükleriyle tam bir frankofon gibi.
Ama tamamen makyajsız, tamamen Aysel bir Aysel isterseniz, o da varmış. Bu resmi ilk gördüğümde Sex and the City’den 40 yıl sonrasına ait bir kare görür gibi oldum. Carrie’nin 80 yaşındaki haliydi sanki. Mükemmel şekilde beresinin altından çıkan sarı saçları, parıltılı yüzükleri ve beresinin asiliğine kontrast lüks kürküyle ve ve ve ve bir de pembe rujuyla ben burada Aysel’e bayıldım. Bu resim bize son bakışı olsun Aysel’in. Güzel renkli gözleri ne kadar kucaklayıcı bakmış, bize hep öyle bakmaya devam etsin.
|