|
Yazar Zeynep Erkan Tayalı
|
|
Cumartesi, 01 Mart 2008 |
|
Bu masalı bana yaşatan sandığınız gibi ağaçlar, havuzlarla dolu bir park değil. Çin Mahallesi’ndeki rengarenk fenerler değil...
Covent Garden’daki “busker”lar – akrobasi ya da teatral show yapan kişi – değil. Notting Hill’deki beyaz evler, Portobello’daki antika pazarı değil. Onların masallarını başka bir gün anlatırım. Bugünkü masalımızı Londra vitrinlerinden dinledim. Harvey Nichols vitrinleri bir aşk masalını anlatıyordu. Kayıkla bulutların üzerinde gezintideki aşıklar, atlıkarıncayla mı aşkla mı başları dönüyor belli olmayan sevgililer, beyaz atlı prensini bulanlar ve bulamayıp arayanlar, bulup evlenenler... Hepsi Harvey vitrinlerindeydi.
Harrods’ınkilerin her biri ayrı bir dünyanın masalını anlatıyordu ama hepsini birleştirdiğinizde bir baştan çıkarma masalının anlatıldığını hayal edebiliyordunuz.
Selfridges vitrinleri soyut bir hikayeye takılmıştı. Beyaz, soyut bir hikayeye...
Adile Naşit teyzemizin masallarını anlattıktan sonra söylediği gibi başbaşa bırakmak istiyorum sizi masallarla... İyi uykular kuzucuklarım. Harvey Nichols’tan masallar... Gölde Gezinti
Atlıkarıncada sevgililer... Bulutların üstünde panayır... Beyaz atlı prens sen misin? Erdem’imi giyerim, parkıma giderim. “I’m swinging in the rain, I’m swinging in the rain” Sonunda aşkı kafese koymuşlar...”ev”lendirmişler aşkı... Evlenince aşk biter mi? İç çamaşırlarınla toz alırsan bitmez heralde. Evlenince aşk biter mi? Böyle sofra kurarsan bitmez heralde.
The Boudouir... Aşk odası... Striptiz... Baştan çıkarma köşesi... Robot love(s Fendi). |
yorumlar
Henüz yorum eklenmedi - İlk yorumu siz yapabilirsiniz... |
Sayfa 1 de 0 ( 0 yorumlar )
Yorum eklemek için üye olmalısınız. Üye iseniz lütfen giriş yapın