|
2008-02-19 Sex and The City’i özlediniz mi? Ben çok özledim, eski bölümlerinin dvd’ lerini kendimi kötü hissettiğimde, yazmak için ilham aradığımda, partilerden önce, ayrılıklardan sonra ama sık sık izliyorum.
Bildiğiniz gibi geçtiğimiz sonbahar çekimleri tamamlanan filme kavuşmak içinse biraz daha sabretmemiz gerekiyor. Mayıs ayının sonunda Amerika’da gösterime girecek film ülkemizde de çok geçmeden vizyona girer diye umuyorum. Geri sayım başladığından beri gazetelerde, televizyonda ve birçok internet blogunda diziyle ve filmle ilgili haberlere sıkça rastlıyoruz. Bunların en güncel ve detaylı olanlarına www.sexandthecitymovie.com adresinden ulaşmak mümkün.
Carrie, Miranda, Samantha ve Charlotte’ın kıyafetlerini, ünlü tasarımcı Patricia Field’in dört karakterin geçen beş yılda değişen tarzlarına dair yorumlarını, filmin fragmanını ve daha birçok detayı burada bulabilirsiniz. Benim bu konuyla ilgili sizlerle paylaşmak istediğim çok daha önemli başka bir şey var.
 Sex and The Cıty Geçtiğimiz Eylül ayının son günlerinde New York’ta bulunuyordum. Bir Cuma günü öğleden sonra Meatpacking District’te yer alan Pastis’e gittim. 6 sezon boyunca dizide sık sık izlediğimiz ve adını duyduğumuz, görmek ve görünmek için en iyi mekanlar listesinin başında gelen bu ünlü Fransız restoranında oturup bernaise soslu steak’in tadına varırken etrafta olağandışı bir hareketlenme olduğunu fark ettim. Kameralar, ışıklar, sonradan figüran olduklarını anladığım son derece şık giyinmiş hanımlar ve beyler çılgın bir koşturmaca içindelerdi. Önce bunun herhangi bir film çekimi olabileceğini düşündüm.
New York’ta her gün, her saat kim bilir kaç film çekiliyordu, hepsini bilmeme, her birinin oyuncularını ya da yönetmenini duymuş ya da tanıyor olmama imkan yoktu, o yüzden başlangıçta olup bitenle çok da ilgilenmedim. Yemeğimi bitirdikten sonra çevrede biraz dolaşmak üzere Pastis’ten ayrıldım, henüz bir blok bile uzaklaşmamışken sayıları giderek artmakta olan paparazzileri gördüm. Ellerinde fotoğraf makineleri heyecanlı sabırsız bir bekleyiş içindelerdi.
Film yıldızları arasında mutlaka görmek isteyeceğim biri var mıydı? Hem ne zaman orada olacaktı, o kalabalıkta görebilecek miydim? Kendi kendime düşünür, gitmekle kalıp beklemek arasında tereddüt ederken çareyi köşe başında gülümseyerek elindeki makinenin ayarlarıyla oynayan olan paparazziye sormakta buldum. Cevap vereceğinden de kuşkuluydum aslında ama birden bire Manhattan’da çekimlerinde bulunmayı en çok isteyeceğim filmin ismi adamın dudaklarından bir çeşit sihir gibi dökülüverdi: “Sex and The City için buradayız. Yerinizde olsam beklerdim, birkaç saat sonra tüm New York burada olacak!” önce duyduklarıma inanamadım, adama sarılmak bile geldi içimden ama kendimi aşırı bir sevinç gösterisinde bulunmamak için kontrol etmeye çalıştım. Elbette durup bekleyecektim ama ne kadar süreyle? Çok fazla zamanım yoktu, ertesi gün İstanbul’a dönüyordum ve yapacak bir sürü işim vardı. Telaşa kapıldım yine de beklemeye devam ettim. Heyecanla, gerçek olduğuna inanamadan.
Kalabalık artıyordu, çekimlerin yerini öğrenmiş olan sex and the city fanatikleri tüm sokağı doldurmuştu. Zaman geçiyordu, bir saatten biraz daha fazla olmuştu ki onu gördüm. İri yarı zenci bir korumanın arkasından yürüyordu. Küçük adımlarıyla zorlanmadan kalabalığı yardı ve yüksek topuklarının üzerinde her zaman yaptığı gibi zarifçe sıçrayarak sahnenin çekileceği telefon kulübesinin önüne geldi. İşte oradaydı. Sarah Jessica Parker benden 3-4 m. ötede ışıltılı gözleri, muhteşem saçları, harika cildi, sonradan her birinin farklı bir tasarımcıya ait olduğunu öğrendiğim uzun hırkası, dizlerinin üzerine dek uzanan çorapları, deri eldivenleriyle etrafa gülümsüyordu. Flaşlar patlarken bu kocaman gülümsemeyi ne çok özlediğimi fark ettim, öyle tanıdık geldi ki birden, hep sahip olmayı istediğim türden bir dostla sonunda sahip olmuşum hissine kapıldım ve daha bir sürü şey…
O sırada bir çeşit güvenlik kordonunun gerisinde bulunduğumuz, çekim ekibi asistanlarının fotoğraf ya da video çekmemizi kesinlikle yasakladığı, kimsenin çıt bile çıkarmadan dakikalarca öylece durduğu ve herkesin birbirine son derece saygılı davrandığı gibi detayları da belirtmeden geçemeyeceğim. Elimde sadece bu fotoğraf var. Eve döndükten sonra internette buldum. Tam da o günkü haliyle Sarah Jessica Parker…
|