Röportaj - Gamze Saraçoğlu Yazdır E-mail
Yazar Rana Solaker   
Çarsamba, 18 Ekim 2006
Sample Image
Merkezi New York’ta olan online dergimizin en büyük amaçlarından biri moda sektöründe bir dayanışma duygusu oluşturmak. Umarım meslektaşlarımla bu amaca yönelik yaptığım röportajlar moda tasarımcılarının birbirlerine destek vermesi açısından yararlı olur. Gamze Saraçoğlu henüz yirmialtı yaşında olan genç bir yetenek. Kendisiyle teknolojinin bize sağladığı olanaklar sayesinde New York ve İstanbul hattı arasında keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
1980 İstanbul doğumluyum.Işık Üniversitesi İngilizce İşletme eğitimimi tamamlayıp Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Vakfın’da Pre-MBA yaptım.Ardından Parson’s School of Design’da moda tasarım eğitimi aldım.Kısa bir süre sonra Donna Karan’da çalıştım.Türkiye’ye dönünce Beymen Club ve İpek Kıramer’de çalıştım.2004 yılında kendi atölyemi kurdum.Şimdi de hem kendi markam ile koleksiyon çıkarıyor hem de birçok firmaya danışmanlık yapıp koleksiyon hazırlıyorum.

Tasarımcıların çoğu modanın renkli dünyasına küçük yaşta gönül vermiş insanlardır. Sizin modayla olan birlikteliğinizin başlangıç öyküsünü öğrenebilir miyiz?
Ben küçükken de moda ile ilgiliydim. Tabii o zaman moda adı altında değildi fakat kumaşları keser,masa örtülerinden kendime etek yapardım. Benim bir avantajım vardı halam Gazi Üniversitesi giyim bölümünde profesör idi. Yani kaynağım hep yanımdaydı. Başlangıç öyküm aslında hiç olmadı çünkü kendimi bildim bileli kumaşlar ve kıyafetlerle bir hayat hayal ediyordum. Ama asıl başlangıç Parson’s’ a kabul edilmem oldu diyebilirim.

New York’a gitmeye nasıl karar verdiniz?
Pre-mba yaparken Philadelphia’da bir okulda burs kazanmıştım.Oraya gitmeye niyetlenirken Parson’s’ a başvurumun kabulu geldi. Bende tamamen kariyerimi değiştirip hayallerimin peşinden giderek moda tasarım okumaya karar verdim.


Biliyorsunuz online dergimizin adı New York to İstanbul. Bu iki güzel şehirde yaşamış biri olarak bizlere İstanbul’da ve New York’ta kendinize ait bir günü nasıl geçirdiğinizi anlatır mısınız?
İstanbul’da günlerim hep güzel geçiyor. İşimi çok seviyorum. Sabah masamda oturmak atölyemi görmek beni çok mutlu ediyor. Atölyem gün içi çok kalabalık oluyor bu sebeple de gelen insanlar beni besliyor. Çok dolu bir hayat yaşıyorum. Akşamları ise sevgilim ile güzel bir yemek ve bir içki bana çok huzur veriyor. Fakat hafta sonları ise beni etkileyecek yerlere gitmeyi tercih ediyorum, bu tip yerlerin başında ise İstanbul Modern geliyor. New York’ta ise hayatımın en güzel günlerini geçirdim.Her sabah koşturarak okula gitmek,dersler,sohbetler,ordaki yoğun tempo,mücadele çok güzeldi. Zaten New York çok kozmopolit bir yer olduğu için sokaklar beni çok besledi. Akşamları ise güzel bir yemek beni çok mutlu ediyordu. Hafta sonları ise brunchlar,Central Park’ta kitap okumak,yürüyüş beni inanılmaz mutlu ederdi.

Kendi markanızı kurma aşamanızı bizlerle paylaşır mısınız?
Kendi markamı kurma fikri hep aklımda vardı fakat kendimde o cesareti göremiyordum.Uzun süre düşündükten sonra kendimce en uygun zamanda markayı kurma çalışmalarına başladım.Bu erken yaşta koşturmak bana daha cazip geldi.Enerjimin tamamını işime vermek istiyordum.Önce logo ve kurumsal kimlik çalışmalarına başladım sonra atölyemin yerini buldum ve devamı geldi.Ama benim büyük bir şansım da hep doğru insanlara rastlamam oldu.İşletme okuduğum için de planlamalarımı çok detaylı yapmıştım.Herşey programlı ve doğru planlanmıştı,doğru insanlarla da karşılaşınca işler güzel bir rayda ilerlemeye başladılar.

Bir tasarımcı olarak nelerden besleniyorsunuz?
Kendimi hiç sınırlamıyorum.yada bunu tanımlayamıyorum.çünkü kendimi kısıtlamak istemiyorum.Beni hayat,insanlar,güzellikler besliyor.

Yakın zamanda gerçekleştireceğiniz projelere dair bilgi verebilir misiniz?
En son İstanbul Fashion Week 2’de yer aldım.Ardından da İstanbul Design Week’e katıldım.Apple markası için de tasarladım.Kanyon mağazasında geçen ay satışa sunuldu.Yurt dışında bir defile projesi var şimdilik detayları tam belli değil üzerinde çalışıyoruz.

Genç bir tasarımcı olarak kendi markasını kurmak isteyen meslektaşlarınıza ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
Tek tavsiyem aslında işi sevmek, çok çalışmak, çok çalışmak…

Tarzını beğendiğiniz moda tasarımcıları arasında kimler var?
Viktor & Rolf’un zekasına hayranım. Alexander McQueen’in  defile showları.Fakat ben New York’ta okuduğum için genelde New York’tan çıkma tasarımcıları seviyorum.Zac Posen,Derek Lam favorilerim.

Kariyerinizle ile ilgili en büyük hayaliniz nedir?
New york’ta bir yer açabilmek.Uluslararası platformda Türkiye’yi iyi bir şekilde temsil edebilmek.

Sırada Marcel Proust’un anketinden yola çıkarak hazırladığımız sorular var. Mutluluk anlayışınız nedir?
Eğer gücüm eninde sonunda bitecekse mutlu bitirmeyi tercih ederim.
En büyük lüksünüz nedir?
Sevdiğim işi yapıyor olmam:)
Şu anki ruh haliniz nasıl?
Mutluyum,kafam dolu,çok planlarım var, zamanım az geliyor.
En sevdiğiniz yazarlar kim?
Orhan pamuk,Alice Sebold.
Mottonuz var mı? Varsa nedir?
Just believe.

Online gerçekleştirdiğimiz bu keyifli sohbet için Gamze Saraçoğlu’na teşekkürlerimi sunuyor, kendisine kariyerinde başarılar diliyorum.

Başka bir online sohbette görüşmek üzere,
New York’tan sevgilerle
Rana Solaker

 Bu röportajın tüm hakları NYC 2 IST e aittir, izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
 
< Önceki   Sonraki >

yorumlar

Henüz yorum eklenmedi - İlk yorumu siz yapabilirsiniz...


Sayfa 1 de 0 ( 0 yorumlar )
©2006 MosCom

Yorum eklemek için üye olmalısınız. Üye iseniz lütfen giriş yapın