|
Bu haftaki online röportaj konuğumuz ünlü hukukçu Yrd. Doç. Dr. Leyla Keser...
Aslında giriş cümlemi yazarken epey bir zorlandım çünkü siz sadece hukukçu değilsiniz bir çok kimliğiniz var, bir çok insanı bir arada barındırıyorsunuz ama en çok hukukçu tarafınızla biliniyorsunuz. :) Bize önce biraz kendinizden bahseder misiniz? Leyla Keser'den... Ben yay burcuyum ve Antep'liyim. Hukukçuyum. Anneyim. İki çocuğum var: Dali ve Berrak :) Kayak yapmaktan müthiş keyif alıyorum. Seyahat etmekten de öyle. Hayatım uçaklarda ve dünyanın öbür uçlarında geçebilir hiç itirazım olmaz. Hızlı düşündüğüm va çalıştığım için olsa gerek hızlı araba kullanmayı ve hızla ilgili her türlü sporu ama özellikle Formula 1 yarışlarını çok seviyorum. Hızımı alamayıp www. turkiyef1. com'da da editörlük yaptım.
Acıktığım için sırf karnım doysun diye değil, güzel yemek istediğim için yemek yemeği seviyorum. O yüzden hoşuma giden bir yemek dünyanın en uzak yerinde olsa da atlar giderim üşenmem.  Leyla Keser Hayvanları çok çok seviyorum. Bu sevgimin büyüklüğünü bilenler Dali'yi Berrak'tan daha çok sevdiğime dair yorumlarda da bulunuyorlar ara sıra. Özellikle köpekleri gerçekten çok seviyorum. Karakterime çok uygun canlılar olduğunu düşünüyorum. Çocuğumun da o sevgiyi daha küçükken tanıması için Dali'yle büyümesini istedim. Şimdi Berrak'la yağmurda kimse ezmesin diye sümüklü böcekleri yerden topluyoruz. Evimize kara kağlumbağaları getiriyoruz. Akdeniz fokları evlat ediniyoruz. Dali anlaşabilse kurbağa filan da alacağız ama onun da tercihlerini dikkate almak gerekiyor. Karakter olarak özgürlüğüme bağımsızlığıma çok düşkünüm. Neşeli ve mutlu bir insanım. Bir işe veya bir söze “hayır” diye başlayanlardan değilim. Dünya üzerinde çözülemeyecek sorun olduğuna inanmadığım için, zorluklarla karşılaştığımda ne yapacağımı şaşırmıyorum. Kendime ve aklıma güvenirim. Bir işi seversem ve istersem mutlaka başarırım. Ama istemezsem de öldürseler yapmam. Hukuk dünyasına adım atışınızın hikayesi nedir peki?Öğretim üyesi Leyla Keser Berber nasıl biri? Hukuk dünyasına adım attırıldım dersem daha doğru olacak sanırım. Çünkü çocukluğumdan itibaren bizim evde mesleğim olarak hep hukukçuluk telafuz edilirdi. Biraz daha büyüdüğümde beni daha çok etkilesin diye kalın ancak parlak renkli hukuk kitapları etrafımda dolaşmaya başladı. Ünlü hukukçular anlatıldı bana örnek insan olarak. Örneğin; babam da annem de Uğur Alacakaptan ve Faruk Erem Hoca'yı öve öve bitiremezdi. Dolayısıyla lise bitince bana gözüken yol hukuk fakültesi oldu. Ama hukukçu olmaktan gerçekten mutluyum. Medeni Hukuk Hocam Mustafa Dural'a özenerek fakültedeki ilk günümde verdiğim öğretim üyesi olacağım şeklindeki kararımdan da. Nasıl bir öğretim üyesiyim sorusunun aslında iki cevabı var. Cevaplardan birini ben verebilirim ve kendimi değerlendirebilirim. Ancak ikinci cevabı ancak öğrencilerim verebilir. Onların gözünde nasıl bir hocayım sormak lazım. Benim bu satırlarda verebileceğim cevabı açıklamam gerekirse: Kesinlikle bilinmeyen, yeni, değişik konuları keşfetmekten büyük mutluluk duyuyorum. Klasik, kalıplaşmış hukuki konular bana göre değil. Benim bir şeyi merak etmem ve araştırmam için bilinmeyen olması gerekir. Bu bilinmeyenleri gün ışığına çıkarıp herkesle paylaşmayı seviyorum. Hoca olarak sanırım en belirgin özelliğim bu. Öğrencilerimle hoca değil arkadaş olmaya çalışırım. Hiyerarşi ve bürokrasiden “nefret” ederim. Bilgi'nin paylaşılmak için toplanıldığı yer olan üniversitelerde bu vizyonun hep ön planda olmasını isterim. Bilimsel çalışmalar bakımından da kesinlikle özgürlüğüme ve diğer bireylerin özgürlüğüne son derece düşkün bir insanım. Kim hangi konuda çalışmak istiyorsa o iradeye müdahale değil destek olmaya çalışırım. Ama bir daha dünyaya gelsem mutlaka hukukçu hatta mutlaka öğretim üyesi olurum diye de yalan söylemek istemem. Bir daha dünyaya gelsem atlas dergisi ya da national geographic'e muhabir olup dünyayı gezip belgeseller hazırlardım ve yarış sezonu başladığında da F1 pilotluğu yapardım. Hukuk dünyasına girdiniz ve emin adımlarla ilerliyorsunuz. Bir çok hukuk dalıyla ilgilenmişsiniz;Medeni Usul, İcra-İflas Hukuku ve Uluslararası Tahkim... Son olarak yeni gözdeniz Bilişim Hukuku olsa gerek. Neden bu alana doğru yöneldiniz?Kalıplaşmış kurallardan mı sıkıldınız? Evet aynen öyle. 40-50 yılda bir değişen kanunlardan ve onlarda düzenlenen konulardan sıkıldım. Bana müze veya tarihi bir yapıyı geziyormuşum ya da çok eski zamanlarda yazılmış tozlu raflardan indirip elime aldığım bir kitabı okuyormuşum gibi bir his veriyor. Hepsini Roma Hukuku grubunda değerlendiriyorum o yüzden :) Yeni ve bilinmeyene yönelme nedenim bu. Her yıl aynı şeyleri tekrarlamak çok sıkıcı ve monoton. Bilişim Teknolojisi Hukuku öyle değil. Bazen aynı gün içinde bazen her gün uyandığımda yeni ve değişik birşeyler bulabiliyorum ve bundan da çok mutlu oluyorum. Bize biraz Bilişim Hukuku konusunda Türkiye'de yapılan projelerden bahseder misiniz?Özellikle UYAP projesi Türkiye'ye ne gibi yenilikler getirecek? Türkiye'de şu an 2006-2010 yıllarını kapsayan Bilgi Toplumu Strateji Raporu doğrultusunda yürütülen bir e-dönüşüm Türkiye projesi söz konusudur. Bu raporda işaret edilen eylemler ve sorumlu olarak gösterilen kamu kurumları tarafından bazı projeler tamamlandı, bazıları devam etmekte, diğer bazıları ise öngörülen zaman cetveline göre belirlenen tarihlerde başlayacaktır. Önemli projeler olarak; az sonra üzerinde konuşacağımız Adalet Bakanlığının UYAP Projesi, Maliye Bakanlığının e-Fatura Projesi, Sağlık Bakanlığı'nın e-Sağlık Sistemi, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın Merkezi Tüzel Kimlik Projesi, Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın e-Belge Projesi sayılabilir. Adalet Bakanlığı'nın Ulusal Yargı Ağı Projesi, tüm ülkedeki mahkemeler, icra daireleri, cumhuriyet savcılıkları, ceza evleri, adli tıp kurumu gibi hem Bakanlığa bağlı merkez ve taşra teşkilatını hem de özellikle yargılama faaliyetinin icrası aşamasında ihtiyaç duyulan diğer kamu kurumlarını (örneğin; emniyet müdürlüğü, nüfus ve vatandaşlık işleri, tapu ve kadastro müdürlüğü gibi) birbirine elektronik olarak bağlayan ağ'dır. Amacı çabuk, etkin, verimli, ucuz ve hızlı bir yargılama faaliyeti sunmak olan UYAP, aynı zamanda yargı sistemimizin acı sorunlarından biri olan yolsuzluklarla da mücadele edilmesini hedeflemektedir. UYAP tam anlamıyla devreye girdiğinde avukatların diledikleri yerden dava veya icra takibi başlatmaları, elektronik olarak harç ödemeleri, dava dosyalarına elektronik imzalarıyla dilekçe veya belge yollamaları, dava dosyasının elektronik olarak tutulması, temyiz sürecinin elektronik olarak izlenmesi gibi birçok avantajı söz konusu olacaktır. Bu konuda ne kadar başarılı olduğunuzu ekrana taşımaya hazırlanıyorsunuz bildiğim kadarıyla... Yakında CNNTürk'te bir programınız başlayacak. Nasıl bir içeriğe sahip olacak bu program peki?İzleyenleri neler bekliyor? 1998 yılında beri edindiğim deneyimi ve bilgileri çok daha geniş bir kitleyle paylaşmanın en doğru yolu televizyon. Bu nedenle sınıflarımı, konferans salonlarımı genişletip programı izleyecek herkesi bilgilendirmek istiyorum. Program içerik olarak Bilişim Teknolojileri ve Hukuk ve ağırlıklı olarak e-Devlet Türkiye çalışmaları ekseninde olacak. Genel bütçeden hatırı sayılır miktarlarda para ayrılan ama şimdiye kadar çoğu kimsenin haberdar olmadığı bu çalışmaları gündeme getirmek istiyorum. E-Devlet çalışmaları tamamlandığında bir anda e-vatandaş haline gelecek bireylerde bu konularda farkındalık yaratmak istiyorum. Bu kapsamda bilgi güvenliği, bilişim suçları ve korunma yöntemleri gibi çok daha fazla gündemde olan konular hakkında da bilgilendirme yapmak istiyorum. Hukuktan diğer bir dala spora geçmek istiyorum. F1 düşkünlüğünüzle ve iyi bir yarışçı oluşunuzla da oldukça ün yapmış birisiniz. Nedir bu durumun aslı? :)Nasıl başladı bu merak?
 Leyla Keser Dedim ya bu durumun aslı aslında benim yay burcu olmamdan kaynaklanıyor. Hızı, çabukluğu, hedefe odaklanmayı ve sınır, engel tanımamayı çok seviyorum. F1'de tüm bunların bir arada olmasını gerekiren bir spor. F1 pilotu olmak için geç kalmış durumdayım ama teselliyi hızlı araba kullanmakta buluyorum. Rally ile başladı hevesim. Ama sonra İstanbul Park veya otobanlarda hız yapmayı tercih eder oldum. Bu arada parantez içinde söylemiş olayım: Hız pistte yapılır. Ben İstanbul Park olmadan önce mecburen otobanları kullanıyordum. Ama şimdi benim gibi hız meraklıları okuyacak olursa bu röportajı lütfen hız için sadece pistleri tercih edelim demek istiyorum. Bir söylentiye göre İstanbul'dan Ankara'ya yaklaşık 2, 5 saatte gidiyormuşsunuz :) Bu doğru mu? Doğru. Öngörülen hız limitlerinin çok üstünde seyrettiğim için olsa gerek hiç radara filan da yakalanmadım. Ama bu rekor Bolu Dağı tüneli yapılmadan önceydi. Şimdi tekrar yeni bir rekor denemesi yapma zamanı geldi. Tüneli kullanarak ne kadar zamanda gideceğimi ben de merak ediyorum. Denersem mutlaka skoru bildiririm. Bütün bunların yanında bir de annesiniz... Tabi Dali'yi ve ona olan sevginizi internette günlük haline getirmenizi de atlamayalım :) Dali ve kızınız Berrak desek siz bize ne dersiniz? Hayatımın fotoğrafı ve anlamı derim. Bir yanımda oğlum ve öbür yanımda kızım. İkisini de çok çok seviyorum. Biraz da moda konuşalım... Bir hukukçu olarak aslında moda ve hukukun çok ortak yanı olduğunu düşünürüm ve bu konuda gördüğüm nacizane örneklerdensiniz. Fiziğiniz ve giyim zevkinizle modaya düşkünlüğünüz de belli oluyor aslında. Oyüzden modayla aranız nasıl diye bir soru sormaktansa sizin için nedir moda demeyi tercih ediyorum? Hoşuma giden, giydiğimde kendime yakıştırdığım ve beni mutlu eden herşeydir diyebilirim. Gerçekten moda olsa dahi örneğin; kırmızı ayakkabıları kendime hiç yakıştıramamıştım. O yüzden denedim ama satın almadım. Bizim jenerasyonun idolü , eğer ailede bir hukukçu varsa odur ama yoksa idol olmak için Ally Mc Beal imdada koşmuştur. Belki de bir çoğumuz siyah döpyesin altına siyah topuklu ayakkabı giyen biri olma hayali kurmuşuzdur. Bugün avukat taklidi yapıldığında bir cübbe bir döpyes tamam oluveriyor mesela :) Sizce bir hukukçu nasıl giyinmeli?Var mıdır bunun bir kuralı?'Hukukçu‘ kelimesinin ağırlığını üzerimize de taşımalı mıyız?
 Leyla Keser Sanırım her mesleğin kendine göre bir giyim kuşam tarzı oluyor. Doktorların hep rahat kıyafetli ortopedik terlikli ama beyaz önlüklü olması gibi. . Hukukçu denilince de akla hep ciddi takım elbiseli erkekler veya döpyesli hanımlar geldiği gibi. . Bu tarz giyinmek bir yandan yapılan işin ciddiyeti gereği gerekiyor sanırım. Çünkü; müvekkilleriniz var, mahkemeye hakimin önüne ve salonu dolduran stajyer veya diğer ilgililerin karşısına çıkıyorsunuz. İşiniz insanlarla ama yaptığınız işin ciddi bir iş olduğunu bilen insanlarla. Öte yandan yaptığı işe ve herşeyden önce insanın kendisine olan saygısı da kıyafete ve kişisel bakım önem verilmesini gerektiriyor. Ben mahkemelerde örneğin; üzerinde cüppe düşük bel pantolonlu veya göbeği açıkta bırakan tişörtlerle dolaşan avukatlara biraz garip bakıyorum. Dışarıda gördüğümde çok beğendiğim benimde giymekten hoşlandığım bu tarz kıyafetler, mahkeme salonlarına bence yakışmıyor. Veya sakalları uzamış, saçları karman çorman, cüppesi ütüsüz kırışık, sökülmüş bir avukat gördüğümde de çok üzülüyorum. Ama mutlaka şöyle giyinmeli avukatlar diye de belirlediğim bir şablon yok. Yaptığımız işe, kendimize ve başkalarına saygının gereği hukukçuların bu konuda daha dikkatli olmaları gerektiğini düşünüyorum. Ama akademisyen olarak bizler hakim, savcı veya avukatlardan daha şanslıyız. Çünkü; hep gençlerle beraber olduğumuz için daha rahat ve dilediğimiz kıyafetlerle derse girebiliyoruz. Çok sevdiğim bir Hocam, bir gün bir dersinde bize şöyle dedi: ‘Hukukçu kıyafetiyle kendini belli eder. Temiz ve şık giyinmelidir. Bu hem hakime hem müvekkiline hem de kendine saygısını gösterir. Öyle ki bu saygı sayesinde kazanılmış davalar biliyorum.'Siz bu görüşe katılıyor musunuz? Aynen katılıyorum. Zaten yukarıda yazdıklarımla da görüşümün aynı paralellikte olduğunu vurguladım sanırım. Günlük hayatınızda nasıl giyinirsiniz?Nerelerden alışveriş yaparsınız? Günlük hayatım Dali'li ve Dali'siz diye ikiye ayrılıyor. Ben Dali'yle her gün üç saat koşu yaparım. Bu nedenle sabah ve akşamları Adidas ve Nike'dan oluşan spor kıyafetleri ve ayakkabıları tercih ediyorum. Her iki markanın da her yıl çıkardığı koleksiyonların neredeyse birçoğu ben de vardır. Hafta sonları da spor giyinmekten hoşlandığım için tercih ediyorum bu markaları. Dali'siz zamanlarımda eğer Ankara'da devlet erkenı ile birlikte isem mutlaka pantolon-etek-ceket şeklinde kıyafetleri tercih ediyorum. Bunları Escada, Vakko, Vivid, Pierre Cardin veya Network'ten alıyorum. İstanbul'daysam daha rahat ve şık kıyafetler giyiniyorum. Örneğin; Diesel marka kotlarımdan vazgeçemem. Diğer kıyafetler bakımından Mango, Patrizia Pepe, Polo Garage tercih ettiğim diğer markalar. Vazgeçemediğiniz bir parfümünüz var mı?Varsa hangisi? Roberto Cavalli ve Channel'in Coco Mademoiselle'ini çok seviyorum Bir kızınız var ve kız çocuklarını giydirip süslemek ayrı bir zevktir. Çocuk modasını takip eder misiniz?Kızınızın modayla arası nasıl? Elbette ben takip etmesem de Berrak sıkı takip ediyor modayı eve gelen çocuk mağazalarının kataloglarından. Kendini prenses olarak gördüğü için güzel giyinmeyi ve görünmeyi seviyor. Mother Care, Benetton, BG Store beğenerek alışveriş yaptığı yerler arasında. Genelde kendisi seçer ve alır. Ben çok müdahale etmem. Ama hemen her kıyafeti şu sıralar pembe. Ne zaman başka renkler dolabına girecek merakla bekliyorum. Size İş, Uçak ve Ayakkabı kelimelerini versem bana ilk aklınıza gelenleri sırasıyla söyler misiniz? İş: Zevk ve keyif (bu iki şeyi hissetmezsem zaten yapmam o işi) Uçak: Özgürlük (istediğim yere erişebilme olanağı sağladığı için benim için uçak hep özgürlüğü çağrıştırır) Ayakkabı: Rahatlık ( sadece bir defa ayağımı feci rahatsız eden bir ayakkabı almıştım. Ondan sonra ayakkabının rahatlıkla ne kadar özdeş olduğunu gördüm) Sırada Marcel Proust'un anketinden yola çıkarak hazırladığımız sorular var. Sık sık kullandığınız bir sözcük var mı?Varsa nedir? Evet var. Aşkım En büyük lüksünüz nedir? Sağlığım Şuanki ruh haliniz nasıl? Mutlu :) Karakterinizin en belirgin özelliği nedir? Kendine güven ve özgürlüğüne düşkünlük
Sayın Leyla Keser'e bu güzel röportajından dolayı teşekkür ediyoruz. Bir sonraki online röportajımızda görüşmek üzere,
İstanbul'dan Sevgilerle Özüm Kasapoğlu NYC2IST
|