Londra'da Moda Ziyafeti Yazdır E-mail
Yazar Özden Demir   
Cumartesi, 22 Aralik 2007
Sample Image

Karanlık sergi salonun girişinde, duvarda yanyana dizilmiş, eli belinde sıra sıra Audrey Hepburn silüetleri... Adeta kıvrımlı bir deterjan şişesinin duvara yansıyan gölgesi gibi...

Ama işin aslı, savaş sonrası tüm dünyanın uyanıp yenilenmesi ile moda alanında Christian Dior’un başlattığı ve ‘Modaevlerinin Altın Çağı’ olarak adlandırdığı dönemin figürleri, bu duvarda dans edenler... Londra’nın modayla içiçe müzesi Victoria & Albert’ta 22 Eylul 2007-6 Ocak 2008  tarihleri arasında gösterimde olan The Golden Age of Couture (Terziliğin Altın Çağı) sergisindeyim.

Girer girmez tarihi bir gerçeklik yakıyor genzimi; 1947-57 arasında, şık ve zarif gözlerin dönüp baktığı bir tek yön var; Paris! Paris’in o dönemlerdeki kıyafelerini, kokularını hücrelerimde hissediyorum. Damarlarımda dolaşan ‘tarihi tekerrürü bizzat takip’ hissiyle, o dönemin gözdesi olan bu modaevlerinin kurucularının yaratmış oldukları eserleri, bu gölgeli sergide, en ince nakışına kadar gözlemlemeye koyuluyorum...

‘Yeni Görünüm’

The New Look
The New Look
Bu ihtişamlı sergide ilk gözüme çarpan şey, günümüzde estetik ameliyat ile kazanılan, 1947’de ise kum saati modelinin (yani insanlık ötesi ince bel ve vatkalı kalça) hayata dahil olmasıyla elde edilen ‘yeni’lik... Vücut yapısının tamamen yenilenmesi: New Look yani Yeni Görünüm! Savaş zamanındaki görünümün tam zıttı bir imaj... Sanki kadınların kadınlığına duyduğu özlem için yapılan bir eylem... Bu ‘Yeni Görünüm’ ile Fransa’nın o dönemdeki dış ticaretinin yüzde 5’ini Christian Dior’un üstlenmesi ve takipçileri Balenciaga, Balman ve Fath.

the Théâtre de la Mode
the Théâtre de la Mode
Devam ediyorum... Theatre de la Mode isimli 200  bebek kukladan oluşan koleksiyondan birkaç tanesi, o donemin ‘Yeni Görünüm’ü ile giyinmiş süslenmiş. Bavulları, cüzdanları, şapkaları ve incecik çorapları ile 1945-46 tarihlerinde - başta İngiltere, İskandinavya ve Amerika olmak üzere - tum dünyayı ve özellikle savaş kurbanlarını ve modayı kalkındırmak; ‘Yeni Görünüm’ü Paris dışına taşımak amaci ile dolaştıktan sonra, şimdi serginin girişinde yan yana dizilmiş, beni karşılıyorlar.

Tarihin sessiz tanıkları

Dior
Dior
Biraz ileride kurulan küçük modaevi modellerinin içindeki butiklerde, frivolities olarak adlandırılan aksesuarlar, Pierre Balmain elbiseleri, korseler, mücevherler, şapkalar ve Dior’un eşi benzeri olamayan parfüm şişelerini görüyorum… ‘Acaba zamanında Dior için calışan o yüz kişi, bu küçücük evlerin alt katında mı şimdi?’ diye merak edip ister istemez asağıya bakıyorum. Giriş katındaki bu süslü butik; üst katta göz kamaştırıcı defilelerin düzenlendiği salon… kıyafetleri seçen seçkin Lady  Alexandra… etrafinda pir dönen ‘Vendeuse’... Hepsini, orada olmasalar da görebiliyorum. Ama bu incecik ayrıntıları olan elbiseleri yaratan terzileri, alt katta gizli saklı tutuldukları için göremiyorum. Tıpkı, o dönemde kimsenin göremedigi gibi.

Sergide gezinirken, o dönemin dedikoduları kulağıma çalınıyor arada... Mesela modaevlerindeki koleksiyonlar, ilk olarak moda basınına, daha sonra Avrupa ve Amerika’daki müşterilere, son olarak da özel müşterilere sunulurmuş. Geri kalan kıyafetler ise ayda bir olmak üzere halka sunulurmuş. Tasarımların kopyalanmasını engellemek için ise her elbisenin ismi, numarası ve birer fotoğrafı varmış ve parfüm kokan, bazen iki saati bulan bu defilelerde herhangi bir modelin detaylarını  not etmeye çalışanlar, yakalandığı anda defileden atılıyormuş.

Ayrılmaz ikili: Moda ve Fotoğraf

Photo graphy
Photo graphy
Bir sonraki köşede karşıma çıkan kişi, serginin en etkili, beni en çok şaşırtan üyesi; Erwin Blumenfeld! 1947-49 arasında cektiği moda fotoğraflarına bakarken, bu fotoğraflar şu an ID dergisine kapak olabilecek bir deneyselliğe sahip diye geçiriyorum içimden. Bir yandan da ‘Yeni Görünüm ile fotoğrafçılıktaki bu yeniliğin bir bağlantısı var mı?’ sorusu kurcalıyor beynimi...

Richard Avedon’un fotoğrafları imdadıma yetişiyor. Çarpıcı fotoğrafları, Vogue ve Harper’s Bazaar gibi moda dergilerinin dönemdeki saygınlığını açıklıyor kısmen. Bir editörün, bu dönem için söyledikleri serginin bu bölümünü çok güzel özetliyor, “Hala geleceğin bir parçası olan modayı fark ediyor fotoğrafçılar. Modacılar ise bu kıyafetleri yaratıyorlar. Fakat eğer dergiler olmasaydı moda yerleşemez ve kabul görmezdi”. Bunun gerçellercesine, ortadaki podyumda duran mankenlerin üstündeki kıyafetler ile podyumun etrafını saran duvarları süsleyen moda fotoğrafları birbirlerini tamamlıyorlar. Büyük duvardaki Funny Face’te pozlar veren Bayan Hepburn’e göz kırparak kokteyl elbiselerinin yanına geçiyorum.

Ve gece elbiseleri

Kokteyl ve Gece
Kokteyl ve Gece
‘Kısa kabarık olan kokteyl elbiseleri neden bu kadar kabarık ve süslemeliymiş acaba? Ayakta durulup oturulamayacağı için mi? Arkası kabarık…fiyonklu…nakışlı... puantiyeli ne de güzel düşünülmüş’ diye gülümserken gözüme ‘o’ takılıyor birden. Uzun ve vücudu saran gece kiyafeti; Digby Morton imzalı. Kokteyl elbiseleri gibi şirin değil, bambaşka bir cazibeye sahip. ‘O’, o uzun siyah elbise, o günlerden günümüze kadar uzanmış; önünden geçenleri büyüleyip uzun süre etkisinde bırakıyor. Doğumunun üzerinden geçen 53 senenin ardından bile hala bakıp bakıp iç geçiriyor yanından geçen kadınlar! ‘Diğer elbiseler daha gösterişli, daha süslü ve kabarık, neden acaba en sade olana tutuldum’ diye bu olayı gereğinden uzun düşünüyorum. Operalarda, tiyatrolarda eski zaman hanımlarına eşlik eden bu elbiseler tek giyimlik ne yazık ki, ne üzücü ne büyük kayıp diye geçiriyorum içimden.

Galliano
Galliano
Son kısımda verilen ve Dior’un 1957 yılındaki vefatını anlatan bölüm, hafif bir burukluk katıyor tarihteki gezintimin sonuna. Altın Çağı’nın bitimi, sosyal ve ekonomik değişim ile moda atölyelerinden sokaklara ve butiklere taşınıyor. Küçük evler, büyük ışıklı yorucu evlere; kıyafetlerin yapıldığı degil de sadece ve sadece satıldığı yerlere dönüşüyor. Yaklaşık kırk sene sonra ise Galliano alıyor meşaleyi eline. Ayni zerafetle, ama daha bir şaaşalı devam ettiriyor o zamanların Altın Çağı’nı...

Özden Demir

NYC2IST - Londra

 
< Önceki   Sonraki >

yorumlar

Henüz yorum eklenmedi - İlk yorumu siz yapabilirsiniz...


Sayfa 1 de 0 ( 0 yorumlar )
©2006 MosCom

Yorum eklemek için üye olmalısınız. Üye iseniz lütfen giriş yapın
ADnet Reklamları Siz de reklam verin

Moda Haberleri

Prada'yla Zaman Yolculuğu

 Henüz ardımızda bıraktığımız Milano Moda...

Fashion Connection -4-

 “The Encyclopedia of Sewing”  ulkemizde...

Pırlantanın Işıltısı

“Koşulsuz Aşk”ın taşı zümrüt, “Sonsuz...

Rei Kawakubo - Louis Vuitton İşbirliği

Comme Des Garçons tasarımcısı Rei...

Fashion Connection -3-

Bu sefer kitap secimi konusunda...

 

Moda Haberleri

Puma 2008 SportlıfeStyle Kampanyası

Dünyaca ünlü spor markası PUMA,...

Merakla Beklenen Saat Türkiye'de

Dünyanın 4. lüks saat markası...

Fashion Connection -2-

“ The Fundamentals of Fashion...

S &C'den Çok Amaçlı İpekler

ilk & Cashmere’in yarı  transparan,...

Atalar'dan Sezonun Büyük İndirimi

Atalar yüzde 50 indirim kampanyası...

Giriş Formu






Parolamı unuttum?
Hesabınız yok mu? Bir tane oluştur