ADnet Reklamları Siz de reklam verin
Tamam mı Devam mı? Yazdır E-mail
Yazar Dilara Erdem   
Pazartesi, 05 Kasim 2007
Sample Image

Evdeki her türlü ampul, spot veya bilimum musluk contası değiştirme, ufak çaplı tadilat, pencerelere silikon, müzik sisteminin kolonlarını bağlama vs. gibi işlerden anlamaktan, anlamayı geçtim yılardır tüm bunları kendi başıma halletmekten usandım ben! Bunları öğreneceğim diye defa defalarca çarpıldım, musluklardan fışkıran sulardan sırılsıklam oldum, çekiçle parmağımı ezdim.

Yani bayağı bir emek verdim acısıyla falan. Olsun varsın, da dirayetle davranıp, azmedip yaptık da ne oldu? Sevgilin senin evindeyken, sen bunlarla cebelleşirken “Vay be, süpersin hatuncum. Aferin sana. Şimdiki kadınlar böyle ufak tefek işler için bile hemen tamirci çağırıyorlar” dedi mi? Dedi. Peki sen pis pis sırıtıp, elindeki çekici adamın üzerine fırlattın mı? Hayır! Pis pis sırıttın, ve fakat anlamasını bekledin, elinden çekici kapıp bir He-Man’a dönüşmesini bekledin, ki yapılabilecek en büyük hata! Bu hata başka bir yanlışa gebe kaldı ve onun evindeyken şıp şıp damlatan musluğa sinir olup da artık el atınca, sevgilin evdeki tüm ufak tamiratlar için kılını kıpırdatmadan seni pohpohlamaya, nasıl elinden her işin geldiği konusunda seni övmeye başladı!

Sample ImageSağlam basan ya da güçlü kadınlar aslen en derindeki hislerini güzelce saklayabilmeyi, üzerlerini örterek onları sanki hint işi dokunmuş bir kumaşcasına güzel göstermeyi başarabilirler! Birine mi sıkıldı canları, işlerinde stresli bir dönemdeler mi, para problemleri  mi var, ailelerle aralarında gerginlik mi mevcut; bunları hiç bilmez, bilemezler sağlam kadınların sevgili erkekleri.

Onlara yansıtmak şöyle dursun, “Aman canım herşeyleri de bilmesine ne gerek var”, “Adam zaten yorgun, bir de ben yormayayım. Zaten onun elinden ne gelebilecek ki?”; ya da “Adamı kendine acındırmanın ne gereği var giderayak” diyerekten bahis bile edilmez böyle derin hissiyatlar içeren konular. Güçlüyüz ya!

Bir süre sonra öyle alışırlar ki dimdik durmaya güçlü kadınlar, sopa yutmuş gibi, gelenekselleşen ve ileride üzerlerine yapışıp kalacak bir hayata adım attıklarından bir haber..  Olur da eğer bir gün sırtları kamburlaşmaya başlarsa üzerlerine aldıkları yükten, içlerine attıkları derin ve güçlü hislerden sebep. Olur da “paylaşmak ki o en güzel” diyen bir psikoloğu dinlemeye karar verirlerse günün birinde. Yanındaki sevgili erkek tarafından kaprisli,  aman ne çok sorunlu ve tahammül edilemeyen kadın damgası yemeleri genelde an meselesidir! Öyle ki sırf bu sebepten terk edilseler bile gıklarını çıkaramazlar güçlü kadınlar. Kaldı ki sevgili de bilir aslında karşısındaki kadının ne kadar güçlü olduğunu, ve ona ihtiyacı olmadan da rahatça yaşayabileceğini. Kadının içinde kopan fırtınalardan, deli dalgalardan alabora olmuş gemiler ve cayır cayır yanan ateşlerden habersiz.

Böyle içimde fırtına, kendimle kaldığım bir gün oturdum düşünüyorum: Ne kadar da bıktım her işimi kendim görmekten.. Anlaşılamamaktan.. Leb demeden lebleyi anlayan bir adam bulamamaktan.. “Devamlı sağlam duruyorum” yüz ifadesi ile kasılmaktan.. Ne olurdu ben de faturalarımın tarihlerini takip edebilmek için bir Excel Sheetin başında dakikalar geçirmesem. Ne olurdu evdeki tamirat, boş kalmış buzdolabı, ve ufak tefek ihtiyaçların giderilmesi ile ilgilenmesem. Ne olurdu ben de şöyle bir iki şımarabilsem, herşeyleri ikimiz adına düşünüp, kolayca bunlara çözümler üretebilen bir adamın dizi dibinde sırtımı kaşıtabilsem, boynuma masaj yaptırabilsem 2 ayda bir gördüğüm tellak Fatma Abla’yı beklemeden!

Yani evet, dumanı daha tüterken içimdeki küllenmiş hissiyatın aynen böyle hissediyor, istifa etmek istiyorum güçlü kadın pozisyonumdan anında ve ilelebet. Ama sonra o tam da olmak istediğim gibi bir iki kadına rastlıyorum dışarıda, yemek yediğim bir restorantta, ya da arkadaşlarla buluştuğumuz bir kahvede.. Bazen kendi hikayelerini anlatıyorlar bana içtenlikle, ağlayarak ya da gözleri dolu dolu, isyan ederek kimi zaman. Çok canım sıkılıyor, kendimle kavga ediyorum bu defa da, “Benzemek için ölüp bittiğin kadınlar bunlar mı olmalı sahiden?” diyerekten.

Kararlarını kendi kendine almanın nesi kötü? Nesi kötü elinden iş gelmesinin? Olur da bir gün ıssız bir adaya falan düşersen, en azından ekibin en “handy” ve gözde hatunu olursun diyorum kendime. Hayatta kalabilme becerin diğerlerinden kat kat fazla olacak işte. Alış verişini kendi yapan kadın olmanın nesi kötü diyorum sonra? En azından istemediğin şeyleri dolaba istiflemek, ve ne zaman kullanacağını bilmediğin eşyalarla başbaşa kalmak gibi bir derdin olmayacak. Ne var sanki her gidilmesi gereken restorana, sinema filmine sen karar veriyorsan. Bu, senin organizasyon becerinin daha iyi olduğunu kabul etmiş bir erkeğin ipleri senin eline bırakmasından başka bir şey değildir ki!

Özgürsün, ama başıboş da değilsin. Duygusal bir sürü darbeler alırsın, ama bunlardan dersler de çıkarırsın. Kendi tarzın vardır, senin aksine bir sürü erkeğine “bağımlı” kadından. Evet tek başına yaşayabilmek adına para kazanırken canın çıkar, ama o parayı nasıl harcayacağına, o parayla nereye gideceğine kimse karışamaz. Değerini de senden başka kimse bilemez. Omuzlarında dünyayının yüküyle yıkıla duracakken, bir sevilenin samimi sesi ile kendine gelir, evinde kedinin başını okşarken kurtuluverirsin yükünden bir anlığına.

Aman bilmiyorum işte. Bazen tamam, pes; bazen de devam, yes diyesim geliyor; iki arada bir derede devam ettirdiğim bu yaşantımda yalnızlığımın 14. sene-i devriyesine kadeh kaldırırken.
DiLaRa  2007 Kasım

 
< Önceki   Sonraki >

yorumlar

Bence çok güzel ifade etmışsın yanlız,güzel ve güçlü kadını. Çok tanıdık geliyor ama neyse :)))
güzel bir yazı olmuş devamını diliyorum....

Gönderen natalia, on 11/06/2007, at 02:55

 1 
Sayfa 1 de 1 ( 1 yorumlar )
©2006 MosCom

Yorum eklemek için üye olmalısınız. Üye iseniz lütfen giriş yapın