|
Geçenlerde her zaman eve gittiğim güzergahımı değiştirdim, farklı bir sokaktan yürümeye başladım. Arada zihnimi geliştirmek, daha verimli çalıştırabilmek; en önemlisi de rutinlerinden kurtarabilmek adına bu tarz değişikliklere gidiyorum ben.
Bir yerlerde okumuştum, o gün bugündür de ara ara bu ve benzeri egzersizleri uyguluyorum: İşe veya eve farklı yoldan gitmek, ne bileyim telefonu sağ elle değilde sol el kullanarak açmak, bulmaca çözmek ya da açık havada yürüyüş yaparken ne düşündüğümü düşünmeye odaklanmak gibi. Geçtiğim sokakta bir balkon dikkatimi çekti. Kocaman bir apartman, 5 katlı. O şehir merkezlerindeki tüm apartmanlara özgü bir rengi var, gri! Betonun soğukluğunu yeterince yansıtan, soluk, soğuk buz gibi. Tam 2. katta bir balkon, yemyeşil! Her tarafından rengarenk çiçekler sarkıyor aşağıya. Çiçeklerin yer aldığı saksılarda birkaç tane değişik rüzgar gülü: Biri bildiğimiz klasik rüzgar güllerinden, güneşin yedi rengi üzerinde. Bir diğeri arı şeklinde, hem de çocukluğumuzun bal arısı tombiğinden, sarı-siyah Balkonun tümünü saran bir sarmaşık. Tavandan aşağıya sarkıtılmış 2 tane rüzgar çanı, Biri dönereke aşağıya iniyor, pembe-beyaz renkte, merdiven şeklinde. Diğeri yıldızlardan oluşmuş. İrili ufaklı yıldızlar, gümüş renginde, üzerlerine vuran güneşin ışığı ile pırıl pırıllar. Yüzümde kocaman bir gülümseme. Durdum, seyrettim bir süre bu güzelliği. Bu kocaman, buz gibi apartmanın görüntüsünü o kadar değiştirmiş bir balkona bakakaldım. Detaylar.. Detaylar ne kadar da değiştiriyor hayatımızı? Bu, belki de kime ait olduğunu hiç bilmeyeceğim, ya da sahibi veya sahibesinin sadece kendi zevklerine uygun oluşturdukları 2.5 metrekarelik bir balkon, beni ve belki de benim gibi birçok kişiyi gülümsetebiliyorsa.. Günlük rutine ufacık da olsa bir anlam katabiliyorsa.. Detaylar önemlidir. Günümüzde fazla detaycı olmakla suçlanan ya da bu sebeple eleştirilen insanlar tanımışızdır. Ben de onlardan biriyim. Misal, yemek yapmayı çok severim. Eş, dost ve ahaliyi yemeğe davet ettiğim zaman lezzeti ile midelerine hitap etmenin yanısıra, onlara sunduğum bu yemeğin gözlerine ve dahi ruhlarına hitap etmesini de isterim. Beyaz porselen tabaklar ve bembeyaz masa örtüsü kullanmışsam mesela, bir vazoda renkli çiçekler, üç-beş renkli mum kullanırım masada ince detaylar yaratabilmek adına. Ya da peçeteleri pembe veya mavi seçerim. Yemeği de tabağa öyle bir yerleştiririm ki, yemeğe kıyamasınlar. Açlığımızı gidermek için yiyeceğimiz basit bir yemeği bile üzerinde farkli detaylara dikkat edilmiş bir şekilde masaya getirdiğinizde ne kadar çok insanı gülümsetebildiğinize şaşar kalırsınız. Anne kuşumun simsiyah bir elbisesi vardı. Şimdilerde “vintage” kategorisine girebilir sanıyorum. Yabancı bir designer elinden çıkma, jumper olarak tabir ettiğimiz, basit, dümdüz dizüstu bir elbise. Ben o elbiseyi aldığımda tüm kenarlarını parlak kırmızı renkli bir iplikle teğelliyor gibi dikmiştim. Belime de ince, parlak kırmızı renkli bir kurdele ile kemer yapmıştım. Altına kırmızı babetler. Sıkıcı, ama her daim asil bir siyah renkli elbiseyi, ufacik detaylar ekleyerek sevimli ve farklı bir elbise haline dönüştürmüştüm. Gerçi annem beni elbise üzerimde ilk gördüğünde gülümsemek yerine şaşkınlıkla bir “Ne olmuş bu elbiseye?” demişti kabul, ama biraz zaman geçince o da gayetten beğendi. Hatta sonra mavi kurdele ve iplikler de aldık değişik değişik giyebilmek için o elbiseye. Diyeceğim ister koca metropolde buz gibi gri apartmanların arasında renkli bir balkon olsun, ister masada bir yemek, bir elbise. Detaylara dikkat etmek; rutini herkesin bildiği gibi olmaktan çıkarıp farkılılaştırmak için uğraş vermek hem size hem de karşınızdakilere iyi gelir. Karşınızdakileri belki de hiç tanımıyacak, onlarla hiç karşılaşmayacak olsanız bile.. DiLaRa Eylül 2007 |