|
Merkezi New York’ta olan online dergimizin en büyük amaçlarından biri moda sektöründe bir dayanışma duygusu oluşturmak. Umarım meslektaşlarımla bu amaca yönelik yaptığım röportajlar moda tasarımcılarının birbirlerine destek vermesi açısından yararlı olur. Röportaj yaptığım ilk isim modada yükselen yeni yeteneklerden biri olan Simay Bülbül. Kendisiyle teknolojinin bize sağladığı olanaklar sayesinde New York ve İstanbul hattı arasında keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.
Rana Solaker: Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz? Simay Bülbül: 1978 İzmir doğumluyum. Eğitimimi İngiltere’de bitirdikten sonra önce İzmir’e daha sonra İstanbul’a doğru yol aldım. Tekstil ve deri sektöründe bir çok yerde çalıştıktan sonra kısa bir zaman önce kendi markamın oluşumu için çalışmalara başladım. Rana Solaker: Modaya olan ilginizi ne zaman keşfettiniz?
Simay Bülbül: Bir çok modacı gibi benim de ilgim aslında küçükken başladı. Daha ilkokula giderken hatırladığım en güzel detay şu: babaannemin eşarplarıyla kıyafetler yapıp hem kendimi hem küçük kuzenimi giydirir annemleri salonda oturtarak defileler yapardım. Daha sonraları dergilerden resimler kesip yapıştırarak ve notlar alarak kendime defterler yapmaya başladım. Artık liseye geldiğim zamanda ise kesinlikle moda okuyacağımın kararı ortaya çıkmıştı. Rana Solaker: Moda eğitiminizi nerede aldınız? Simay Bülbül: Eğitimimi moda tasarım ve pazarlama üzerine İngiltere Bournemouth Arts Collage’da aldım. İngiltere’deki mezuniyet defilesinin ardından ilk kişisel defilemi yaptım ve yine aynı yerde ikinci el kıyafetlerin revize edilmesi ve farklı formlara bürünüp yeni kıyafetlere dönüşmesiyle oluşan ilk sergimi gerçekleştirdim. 2000-2001 yılında Türkiye’ye dönmeden önce Hollanda’da Oscar ve Süleyman adlı tasarımcılara asistanlık yaptım. Rana Solaker: Kendi markanızı kurma aşaması nasıl oldu? Simay Bülbül: Kendi markamı kurma aşamasına gelmeden önce bir çok yerde çalıştım. Firmalara marka danışmanlığından görsel tasarımcılığa kadar bir çok işe imza attım. Bu dönem bana kendi markamı kurma dönemi öncesinde çok tecrübe kazandırdı. 2003 yılında Ezgi Ajans- Gunder Deri işbirliğinde düzenlenen ”5.deri’signer” deri tasarım yarışmasında elde ettiğim Türkiye birinciliği de bir çok kapının açılmasına vesile oldu.Şimdi ise bir yandan markamın tanıtımı bir yandan yeni pazar araştırmaları için çalışmalarda bulunuyorum. Bu dönem her tasarımcı için zorlu bir dönemdir bu yüzden de sağlam adımlarla ilerlemeye çalışıyorum.
Rana Solaker: Bir tasarımcı olarak nelerden besleniyorsunuz? Simay Bülbül: Ben tasarımcılığı meslekten daha çok kendi yaşam tarzım olarak görüyorum. Bu yüzden sadece moda tasarımın ilgi alanlarıyla değil bir çok tasarım alanındaki gelişmeleri takip ediyorum. Bu da benim beslenmem için farklı vizyonlar kazandırıyor. Bütün bu gözlemlediklerimi harmanlayıp koleksiyonlarımda projelerimde kullanıyorum. Rana Solaker: Tipik bir gününüz nasıl geçer?
Simay Bülbül: Tipik bir günüm şöyle geçiyor. Sabah uyandıktan sonra güne başlamadan yoga yapıyorum daha sonra tasarım atölyesine gidiyorum. İlk iş bir kahve yapıp tabii ki mailleri kontrol etmek. Daha sonra günün programı neyse yoğunluğuyla başlıyor. Üreticilere koşturmak projeleri yetiştirmeye çalışmak için deli bir koşturma. Zaten mesai saatlerimiz belli olmadığı için gün bazen gece yarısına dahi uzayabiliyor. Rana Solaker: Yakın zamanda gerçekleştireceğiniz projelere dair bilgi verebilir misiniz? Simay Bülbül: Yakın zamanda gerçekleştirmeyi düşündüğüm bir çok proje var. Yeni hazırlayacağım koleksiyon dışında farklı materyallerin bir arada olduğu görsel ve video destekli bir sergi açma fikri üzerine çalışmalara başladım. Rana Solaker: Genç bir tasarımcı olarak kendi markasını kurmak isteyen meslektaşlarımıza ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz? Simay Bülbül: İlk başta çok sabırlı ve azimli olmalarını tavsiye edebilirim. Bir tasarımcının kendi markasını kurmak genelde en büyük hayaldir. Ama bu en güzeli olmakla beraber en zorlu yoludur. Fedakarlıklarla yürümeyi gerektiren bir süreçtir. Herzaman kendini yenilemek ve yeni insanlarla tanışmak sektörel ortamlarda bulunup gelişmeleri takip etmek en önemli şeylerden biridir. Rana Solaker: Tarzını beğendiniz moda tasarımcıları arasında kimler var? Simay Bülbül: Tarzını beğendiklerim arasında Türk tasarımcılardan Ümit Ünal ve Hüseyin Çağlayan var Rana Solaker: Kariyerinizle ilgili en büyük hayaliniz nedir? Simay Bülbül: Kariyerimle ilgili en büyük hayalim hiç bir zaman çok ünlü bir tasarımcı olmak olmadı. Benim hayalim kendi tarzımda doğru ilerliyebilmek. Doğru işlere doğru zamanda imza atmak. Ve tabiki bunun getirileriyle yurtdışında da iyi bir Türk temsilcisi olabilmek. Online gerçekleştirdiğimiz bu keyifli sohbet için Simay Bülbül’e teşekkürlerimizi sunuyor, kariyerinde kendisine başarılar diliyoruz. Simay Bülbül Kolleksiyon Galerisi Bu röportajın tüm hakları NYC 2 IST e aittir, izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |