Röportaj - Meltem Cumbul Yazdır E-mail
Yazar Rana Solaker   
Persembe, 07 Haziran 2007
Sample Image

Bu haftaki röportajımızı ünlü oyuncu Meltem Cumbul ile yaptık.

Türkiye’nin en başarılı oyuncularından biriyken yeni bir hayata başlama cesareti göstererek Los Angeles’a yerleşmeye karar verdiniz. Bu karar aşaması nasıl gelişti?

Sample ImageBen 2005 yılı Mayıs ayında tek bir valizle önce Londra'ya gittim. Niyetim bir süre orada kalmaktı ama bu süre 1 ay kadar sürdü, orada yönetmenlik üzerine bir kurs yaptım lakin Londra'nın kasvetli havası benim o zaman ki ruh halime pek uygun düşmedi.

Arkadaşım Mehmet Kurtuluş ve kız arkadaşı beni LA'e davet etti. Bende 10 günlüğüne güzel bir tatil yaparım diye Almanya'da da bir süre kaldıktan sonra aynı valizle LA'e geçtim. LA cok hoşuma gitti ve tam da o dönemde kitaplarını okuyup hayran olduğum hala aktör koçluğumu yapan Eric Moris'i buldum.
Onunla çalışmaya başladım, kendime LA'den ev tuttum,yaz sonuna doğru 'Gönül Yarası’ isimli filmimin Oskar'a aday adayı olduğu netleşince promosyon aşamasında prodüktör'üm Mine Vargı’ya yardım etmek amacıyla yaklasik 3 ay süren yoğun bir dönem geçirdim.

O sırada Amerika'nın en önemli festivallerinden Palm Springs Film Festivali'nden’de En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alınca Green Card'I 2 ay gibi kısa bir sürede elde ettim ve diğer aktör koçum Susan Batson'la da hem NY'da hem LA'de çalışmalara başladım. Geçen yıl yaz ayında UCLA'in senaryo yazarlığı üzerine 12 haftalık kursunu bitirdim ve hikayelerimi yazmaya başladım.
Şimdi burada hem yapacağım filmlerimin projelendirilmesi hem de bir kaç film anlaşması yaptığım senaryolar üzerine çalışıyorum. Kısacası bir süreliğine kendimi geliştirmek için tek valizle çıktığım yolculukta hayat beni buralara kadar getirdi...

Melekler Şehri’ne alışırken zorlandınız mı?
Alışırken zorlanmadım, buranın havası , suyu, hali İzmir'e benziyor. Benim büyüdüğüm yere. Ama nereye yerleşmeye gitsem zorlukyaşayabilirdim, sonuçta yeni bir yerde ikamet etmek üzere geldiğinizde yapmak zorunda olduğunuz bir takım işlemler oluyor. Yeni bir ev oluşturmak, araba almak( LA arabasız yaşanacak bir yer değil) arkadaş çevresi oluşturmak gibi ama Allah bu konularda bana hep cömerttir, herşey tam istediğim gibi gelişti.

Türkiye kadar tanınmadığınız bir ülkede yaşamanın sizin üzerinizde ne gibi etkileri oldu?
Burada herşeye tekrar sıfırdan başlaman gerekiyor. Bu da beni çok heyecanlandırdı.. Bu yüzden pek keyifli olduğunu söyleyebilirim. Kendimi tekrar 20 yaşındaki halim gibi hissediyorum.

 Los Angeles’ta günleriniz nasıl geçiyor?
Sabahları erken kalkmam gerekmiyorsa kalkmıyorum. 11 gibi uyanıyorum, trainer'ımla spor yapıyorum, üzerine çalıştığım projelerin toplantılarıyla, insanları biraraya getirmekle meşgul oluyorum, arkadaşlarıma yemek pişiriyorum, çiçeklerimle ilgileniyorum, dostlarımın yaptığı filmlerin setlerine gidiyorum, sergileri takip ediyorum, aktör koçumla calışmaya devam ediyorum.

Hollywood’da yabancı bir oyuncu olmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Ben eğer Hollywood'a gelip yabancı bir oyuncu olarak rol bekliyor olsaydım çok zor olabilirdi ama ben buradaki arkadaş çevremle bağımsız filmler üzerine calıştığım ve bir şekilde proje gelişimine de katkıda bulunduğum için çok keyifli bir dönem geçiriyorum.

Türk sinemasının şu anki konumu hakkında neler düşünüyorsunuz?
Benim 90'larda sinemaya başladığım dönemde o kadar az film yapılıyordu ki tabii ki şu an yılda 50 film yapılmasına pozitif bakmak istiyorum, lakin ben çok film yapılmaktansa iyi film yapma gayretinde olmayı daha çok destekliyorum, bu yüzden seyirciyi gerizekalı yerine koyan filmlerden kaçınmak gerektiğini düşünüyorum.


Sinemamızı Amerika’da daha da iyi tanıtabilmek için neler yapılmalı sizce?
Bundan yaklaşık bir 6-8 ay önce Emrah Yücel'in başlattığı Turkish Film Council'i Amerika'da hayata geçirmek fikri çok desteklediğim birşeydi mesela. Çünkü burada Sinema marketlerinde bir şekilde yer almamız gerekiyor. Bunun dışında tabii ki burada ve Avrupa'da düzenlenen iyi film festivallerinden olumlu sonuçlar almak ve filmlerimize Amerika' da da dağıtım olanağı bulabilmek çok önemli.

Kendini geliştirmekten zevk alan, mükemmelliyetçi bir insan izlenimi uyandırıyorsunuz. Öyle ki eğitimli, ödüllü, usta bir oyuncu olmanıza rağmen aktör koçu Eric Moris’ten dersler aldınız. Bize Moris’le olan bu çalışmalarınızdan bahseder misiniz? Kendisinden neler öğrendiniz?
Eric Moris, bir method aktor'ü olarak yetiştirilmiş, bizlerin, kendi de method aktor'ü olduğundan çektiği zorlukları kavramış ve bunun üzerine kafa patlatıp kendini tamamıyle eğitime adamış ve yeni teoremler getirerek işimizi kolaylaştırmış bir üstad. Benim yıllarca deneyimleyerek, içgüdüsel bulduğum method'ları o kisa bir dönem içinde bu işe yeni başlamış bir aktör adayına hemen sunabiliyor. Yaklaşık iki yıldır kendisiyle çalışmam öncelikle İngilizce oyunculuk yapabilmede beni bayağı bir ilerletti. Bir senaryo üzerine çalışırken ne yapmam gerektiğini daha net görebiliyorum. Kısacası kendisi yaşayan bir efsaneyken onunla birarada olmak ve birinci ağızdan öğretilerini
dinlemek çok güzel.

Kariyerinizle ilgili en büyük hayaliniz nedir?
İyi filmler yapmaya devam etmek ve iyi bir senarist olmak.

Şu ana kadar canlandırdığınız roller arasında sizi en çok etkileyen hangisi oldu?
”Gönül Yarası”nda ki 'Dünya' karakteri

Favori oyuncularınız kimler?
Şener Şen, Nicole Kidman, Cate Blanchet, Kate Winslet, Sean Penn, Christian Bale

NYC 2 IST modayı sanatın bütün dallarıyla birleştirmeyi hedefleyen bir dergi. Sizin modayla aranız nasıl? Vazgeçemem dediğiniz markalar var mı?
Modayı, yeni tasarımları ve tasarımcıları takip etmek benim için her zaman büyük keyif. Vazgeçmem dediğim markalar genelde yıllar içinde kendini, tarzını bozmadan yenilemeyi başarmış markalar...Valentino, Balenciaga, Vivien Westwood bunlardan birkaçı.

Sırada Marcel Proust’un anketinden yola çıkarak hazırladığımız sorular var.
Sık sık kullandığınız biz sözcük var mı? Varsa nedir?

Velhasıl...
En büyük lüksünüz nedir?
Kendime eğitim için yatırımda bulunmak
Şu anki ruh haliniz nasıl?
Duygusal
Karakterinizin en belirgin özelliği nedir?
İnatçı
En sevdiğiniz yazarlar kim?
Dostoyevski, Halide Edip Adıvar, Chekov, Yaşar Kemal

 

Meltem Cumbul'a bu güzel röportaj için çok teşekkür ediyoruz.

Başka bir online sohbetimizde görüşene kadar New York'tan sevgilerle

Rana Solaker
 
< Önceki   Sonraki >

yorumlar

Meltem Cumbul'u özlemiştim...İyi olduğunu ve başarılarını sürdürdüğünü bilmek güzel.Teşekkürler bu güzel röportaj için!

Gönderen Özüm Kasapoğlu, on 06/13/2007, at 16:28

 1 
Sayfa 1 de 1 ( 1 yorumlar )
©2006 MosCom

Yorum eklemek için üye olmalısınız. Üye iseniz lütfen giriş yapın
ADnet Reklamları Siz de reklam verin