Kaplumbağaların Bilgeliği Yazdır E-mail
Yazar Rana Solaker   
Sali, 05 Haziran 2007
Sample Image

“Bu insanların acelesi ne? Bu kadar hızlı yaşayarak hayatı ellerinden kaçırdıklarının farkında değiller mi?”

 Latin Amerika’nın bütün sıcaklığını Kuzey Yarımküre’ye taşıyan, varlığıyla her daim içimi ısıtan ve bana bu soruyu soran Arjantinli arkadaşım Ana’ya baktım. Manhattan’ın en işlek caddelerinin birinde olan bir cafédeydik o gün. Cam kenarı masalardan birine oturmuş, bir yandan sohbet edip bir yandan da önümüzden hızla geçen insanları seyrediyorduk.

Ana retorik bir soru sorduğu için cevabımı beklemeden, kahvesinden iri bir yudum alıp konuşmaya devam etti:
"Bir gün bu insanlardan tekini durdurup “Niye koştuğunu biliyor musuuuuun?” diye haykıracağım ona. Belki o zaman biraz kendine gelir ve niye koştuğunu düşünmeye başlar"

Sahi siz biliyor musunuz neden koştuğumuzu?
Otomatik pilota bağlanmış, gözlerimizde de birer at gözlüğü nereye gittiğimizi dahası oraya neden gitmek istediğimizi unutmuş bir şekilde koşturup duruyoruz.

Sample Image

Aklımızda sürekli olarak yapmamız gereken işler, ulaşmamız gereken hedefler var.
Yaşamayı unuttuk biz…
Nefes almayı…
Arkadaşlarımızla dünyanın bütün zamanları bizimmişçesine uzun uzun sohbetler etmeyi…
Dertleşmeyi, kahkahalar dolusu gülmeyi…
En son ne zaman gözlerinizi yukarı çevirip gökyüzüne baktınız?

Sizleri bilmiyorum ama benim etrafım gökyüzünü unutacak kadar meşgul ancak bir o kadar da stresli  insanlarla çevrili.
Ezop masallarının en ünlülerinden biri olan Tavşan ile Kaplumbağa’yı hatırlar mısınız?Hani tüm yavaşlığına rağmen yine de tavşanı yenme başarısı gösteren kaplumbağanın olduğu o masaldan bahsediyorum.
İşte bazen insan kendini kaplumbağaların bilgeliğine bırakmalı.
Amaçsızca koşmak yerine ağır ama nereye gittiğini bilen adımlarla ilerlemeli.
Yavaşlamalı…
Yaşadığının farkına varmalı…
Kendine nefes alma alanı yaratmalı…
Ruhunu ve bedenini şarj etmeli…
Doğanın ellerine, rüzgarın nefesine ve denizin mavisine teslim etmeli kendini fırsat buldukça…
Kafasında gelecek ve geçmiş olmadan sadece içinde bulunduğu anı yaşamalı.
Biliyorum bunları yapmak biz şehirli insanlar için oldukça zor ama fiziksel ve ruhsal sağlığımız için arada bir yavaşlamayı öğrenmemiz lazım.
Unutmayın bazen hayat yarışını en hızlılar değil en yavaşlar kazanır.
Sahi siz hiç kaplumbağaların neden bu kadar uzun yaşadıklarını merak etmediniz mi?
 
< Önceki

yorumlar

haklı bir serzeniş olsada.. zaman , teknoloji, gelişmelerin hızı, doymak bilememek. her şey ii hoş ama bazen bazı şeyler elimizde olmadan ilerliyor sonrada o debelenmeye başladığımız anlarda.. bu soruları sormaya başladığımız anlarda
tekrar kurtulmak nede zor oluyor.. ama şu yazıyı yazmak soruları sormak ve yorumların yapılması bile büyük bir kaosun içinden çıkamayışımızdandır...
çözüm ne bilen varsa onuda açıklasın...

Gönderen derya solmaz, on 02/07/2008, at 11:24

'Sahi siz hiç kaplumbağaların neden bu kadar uzun yaşadıklarını merak etmediniz mi?'
evet.. bu cümle bir çok sorunun cevabı belkide ;)
ellerine, fikrine sağlık Rana ;)
sevgiler
sema

Gönderen sema tülübaş, on 08/18/2007, at 02:41

saat 00:10
İstanbul'da gökyüzü turunculu siyahlı,yıldızlardan eser yok.Garip bir aydınlık var.Son bir kaç gecedir böyle.Hava kirliliği bu olsa gerek.Hani gökyüzüne en son ne zaman kafanızı kaldırıp baktınız demişsiniz ya,ben bu gece baktım bu yazıyı okuduktan sonra...Ama mutlu olamadım.Bu hız çabuk tüketiyor herşeyi.Bir durmak lazım,bir soluk almak lazım...Gökyüzünü yıldızlara bırakmak lazım...
İstanbul'dan Sevgilerle...

Gönderen Özüm Kasapoğlu, on 06/07/2007, at 16:16

Sabahları kalabalıkların yığın halinde hareketini görünce, ben de bazen aynı şeyi düşünüyorum. Çoğunun yüzlerinde ifade yok. Otomatiğe bağlamışlar gibi bir hedefe kilitlenip hızlı hızlı (ellerinde ya kahve ya gazete) gidiyorlar öyle.
Bazen ben de dışarıdan öyle mi görünüyorum diye merak etmiyor değilim, acaba beni de o şekilde gözlemleyen var mıdır ?

Gönderen Fashion Renegade, on 06/07/2007, at 11:46

 1 
Sayfa 1 de 1 ( 4 yorumlar )
©2006 MosCom

Yorum eklemek için üye olmalısınız. Üye iseniz lütfen giriş yapın
ADnet Reklamları Siz de reklam verin

Giriş Formu






Parolamı unuttum?
Hesabınız yok mu? Bir tane oluştur