|
Röportaj - Süleyman Demirel |
|
|
|
Yazar Rana Solaker
|
|
Persembe, 03 Mayis 2007 |
|
Röportaj bölümümüzün bu haftaki konuğu moda tasarımcısı Süleyman Demirel.
Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz? 1978 Adana doğumluyum. İlk-orta ve lise eğitimimi tamamladıktan sonra İstanbul’da İstasyon Sanat Merkezi Moda Tasarım bölümünde iki yıl süren akademik bir eğitim aldım. Okulun düzenlemiş oldugu ‘’Koku’’ temalı projeye ‘’Kutsal Koku’’ adlı koleksiyonumla katıldım ve düzenlenen bir defile ile eğitimimi tamamladım. Yaklaşık 13 yıldır tekstil sektörünün ün salmış bir çok markasında tasarımcı olarak çalıştım, şu an ise kendi firmamda hem tasarımcı hem de bir işletmeci olarak mesleğime devam etmekteyim.
Show TV ve İstasyon Sanat Merkezi’nin ortaklaşa düzenlediği Ulusal Moda Yarışması’nda Birincilik ödülüne layık görüldünüz. Bu ödül kariyerinize ne gibi etkilerde bulundu? Show TV ve İstasyon Sanat Merkezi’nin ortaklaşa düzenlediği Ulusal Moda yarışmasında almış oldugum birincilik ödülünün tasarımcı kimliğime özel bir katkıda bulunmadığını özellikle belirtmek istiyorum. Açıkçası moda alanında yapılan yarışmalara çok sıcak baktığımı söyleyemem. Çünkü tasarımın ya da üretilen bir ürünün sadece ne derece giyilebilir olduğu ya da ne kadar ticari değerlere sahip olduğu önemli bir yer tutuyor benim için. Düzenlenen bu tarz yarışmalarda kimse kimseden daha iyi ya da kötü değildir, önemli olan koleksiyonun amacına ulaşmasıdır. Ancak popüler kültürün ön plana çıktığı şu dönemde yarışmada elde ettiğim birincilik tabiî ki mesleğime ekonomik anlamda katkılarda bulundu. Daha fazla kazanmamı ve daha iyi iş imkanlarında çalışmamı sağlayarak bana seçme şansı verdi.
Bize biraz kendi markanız olan Azor’dan bahseder misiniz? Kendi markamı kurmam ve 3 sene bu markayı ayakta tutabilmem hem maddi hem de manevi olarak beni çok fazla yordu diyebilirim. Ama bu durumdan şikayetçi de değilim doğrusu. Bağımsız çalışmanın keyfini tasarımcı kişiliğimle iyi bir noktada birleştirdim. Ancak ticari değerler iş hayatımı yine de olumsuz yönde etkiliyor çünkü sezonlarda hedefledigimiz ürün adetini sağlayabilmek, üretebilmek ve kitlelere ulaştırabilmek için bu değerleri göz önünde bulundurmak zorundayım. Hazırladığımız koleksiyon hem giyilebilir hem de ticari olmak durumunda. Yoğun iş performansı ve sağlıklı bir ekip çalışması ile marka her sezon daha iyi noktalara ulaşmaya başladı ki bu durumdan son derece memnunum.
NYC 2 IST’i takip eden okuyucularımız arasında moda tasarımı öğrencileri de var. Onlara kariyerleri ile ilgili ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz? Okurlarınıza ve bu mesleğin eğitimini alan öğrencilere bu konuda şunu ya da bunu yapın diye tavsiyelerde bulunmak bana çok doğru gelmiyor. Çünkü ben yaptığım işlerde, koleksiyonlarda ruhumla baş başa çalıştım...Yanlışlarımı kendim gördüm, değerlendirdim ve doğru olanı seçmeye çalıştım. Tasarladığım ürünleri sadece göz zevkimi tatmin etmek ya da kalemimi konuşturmak için yapmıyorum. Koleksiyonlarımı insanlara giydirebilmek ve onları ticari olarak iyi bir yere taşımak için çalıştım bugüne kadar. Bu tavrımı da kendi adıma çok doğru buluyorum. Bu satırları okuyan bazı moda öğrencileri için önemli olan sadece çizmek ve kağıt üzerinde sanat yapmak ise benim fikirlerim onlar için çok doğru olmayabilir. Moda öğrencilerinin hedeflerini iyice düşünüp onun doğrultusunda çalışmaları lazım.
Modellerinizi yaratırken ilham aldığınız ideal bir kadın tipiniz var mı? Modellerimi yaratırken açıkcası 15 yaş grubundan 45 yaş grubuna kadar bir çok kadın tipini gözönünde bulunduruyorum. Çünkü ben Haute Couture tasarımcısı olarak değil Prêt-à-Porter dediğimiz hazır giyim sektöründe hizmet veriyorum. Bundan dolayı da tasarımlarımı özel bir kadın için değil, modayı daha ekonomik koşullarda satın alabilecek, modayı zevkle üzerinde taşıyıp, yaşamak isteyen kadınlara hazırlıyorum demek daha doğru olur .
Tarzınızı beğendiğiniz moda tasarımcıları arasında kimler var? Beğendiğim tasarımcılar arasında Roberto Cavalli,Tom Ford, Dolce&Gabbana, Marc Jacobs , Versace,D-squared,Oscar de la Renta var. Bu isimlerin koleksiyonlarını hem yaratıcılık hem de ticari yönlerden çok başarılı buluyorum.Avant-garde tasarımlarda ise John Galliano ve Jean-Paul Gaulltier kesinlikle en başarılı bulduklarım arasında..Bir de Alexander McQueen tabiî ki…Bunların haricinde Zara ve H&M gibi markaları da çok beğendiğimi belirtmek isterim.
İstanbul’da bulunmaktan hoşlandığınız mekanlar ve semtler arasında hangileri var? İstanbul’da Nişantaşı ve Bebek sahili zaman zaman da Beyoğlu bana sonsuz keyif veriyor. Her biri ayrı birer dünya..Çoğu zaman da Bağdat Caddesini çok seviyorum diyebilirim.
Tipik bir gününüz nasıl geçer? Günlerim genellikle ofisimde ve atölyelerimde geçiyor. Periyodik bir yaşantım var diyemem.. Programlı yaşamak ve sosyal olmak son zamanlarda hayatımın bir parçası olmaktan çıktı. Azor’un hem tasarım yönünün hem de işletmeci yönünün bana yüklemiş olduğu sorumluluklar itibariyle hayatımın büyük bir bölümünü iş aldı. Hafta sonları ise eğer vaktim varsa az önce bahsettiğim semtlerde brunch ve kahve keyfi yapmak ya da iyi İstanbul’a yakın bölgelere günübirlik seyahatler yapmak en büyük zevklerim arasında
Bize son katıldığınız fuarlar hakkında bilgi verir misiniz? En son 2007 Yaz koleksiyonum ile Moskova’da düzenlenen Moda Fuarına ve Türkiye’de düzenlenen IF İstanbul 9.Uluslararası Moda Fuarı’na katıldım.Bu tip fuarlar hedeflediğim kitlelerin markamı daha yakından tanıyabilmesine yol açıyor. |
yorumlar
Sayın süleymanDEMİREL'in tasarımları bana cool geliyor..eksik birşeyler var..roportajında belittiği markaları bende yakından takip ediyorum çok başarılılar..fakat,sizin kopyacılıktan ziyade kendi tarzınızı daha ön plana çıkarıp ilerde daha iyi çalışmalara imza atmanızı dilerim. Gönderen sibel, on 11/30/2007, at 02:44 |
1 Sayfa 1 de 1 ( 1 yorumlar )
Yorum eklemek için üye olmalısınız. Üye iseniz lütfen giriş yapın
Biyografi
 Fashion tv de tasarımlarını sıklıkla...  Tasarım diyip geçmeyin, aslında bir...  NewYork’un çılgın sarışını Betsey Johnson...  Kadınları inanılmaz cazibesiyle peşinden sürükleyen...  Modanın Çiçek Çocuğu: Anna SuiBohem...
|
|
Biyografi
 Christian Lacroix’nın Harikalar DünyasıChristian Lacroix...  Amerikan Modasının Kraliçesi: Donna KaranKadınlara...  Modanın Yenilmeyen Savaşçısı: John GallianoYeteneğin...  Marc Jacobs: New York’lu bir...  Sonia Rykiel: Trikolarin KraliçesiModa tasarimcilarinin...
|
|
|