ADnet Reklamları Siz de reklam verin
Ayakkabıların Dayanılmaz Hafifliği Yazdır E-mail
Yazar Dilara Erdem   
Sali, 06 Subat 2007

Ayakkabıların Dayanılmaz Hafifliği


Geçen akşam keyifliyiz, “Hadi iş çıkışı bara” hali içindeyiz.. Atladık arabalara gittik, şehrimizin güzide pub’larından birine iki hatun kişi ve bir centilmen. Masa yerine barda oturmayı tercih ettiğimizden tünedik bar sandalyelerinin üzerine ve istedik içkilerimizi  sırasıyla:
- “Bir buzlu Martini Bianco.”
- “Bana bir bira.”
- “Bana da Buzlu bir Southern Comfort lütfen”

Sample Image
Tahmin edileceği üzere iki hatun kişi klas, high-tech aperatifler üzerinde karar kılarken, centilmen dostumuz klasik bir bira istedi . Tam da bir erkeğe yakışır şekilde gayet basit, düz, istediğini dolandırmadan ve garip yabancı kelimeler ya da markalar içinde boğulmadan  söyledi “Bir bira” diye.. O an için bu bize gayet doğal gelse de, bilindiği üzere ikili ilişkilerde sorduğumuz sorulara verdikleri yine böyle düz, basit ve direk cevaplara da bir türlü inanasımız gelmiyor o ayrı.. Neyse, bu başka bir yazının konusu olacak zaten..

Sample Imageİçkileri önümüze tek tek yerleştirdi barmenimiz. Birer yudum aldık derin bir “Oh” çektik beraberce.. Sonra başladık havadan-sudan-topraktan konuşmaya.. Bir ara karşımızdaki ufak televizyonda Marilyn Monroe belirdi ve  “Kadınların en iyi dostu elmaslardır” parçasını söylemeye başladı o kısık ve şuh sesiyle. Centilmenimiz döndü ve sordu:
- “Gerçekten de kadınların en iyi dostu elmaslar mıdır?”

Vallaha soru öyle pat diye gelince cevap vermek de kolay olmuyor . Haliyle bizler hatun kişiler olarak bu soruya çeşit çeşit cevap verebilecek kapasite ve yetkinlik içindeyizdir bilenler bilir.
- “Bilmem, olabilir. Değişebilir.. Benim için mesela köpeğim var, en iyi dostum. Ama ayakkabılarım, evet evet sanırım onlar da ilk sırada yer alır. Hatta daha dün yepyeni bir kahverengi uzun deri çizme aldım ucuzluktan. Süper bir fiyattı 350 YTL’den 225 YTL’ye düşmüş inanabiliyor musunuz?” dedi yanımızdaki bir numaralı hatun kişi, biz kendisini kaybetmiş coşkuyla anlatan arkadaşımıza şaşkın halde bakarken.

- “Ayrıca sen de varsın, hatta bir numarasın” dedi göz kırparak bana.
Tamam affettim seni, kaybet yüzündeki o mahçup ifadeyi.

- “Bence de ayakkabılar” dedim. “Kesinlikle ayakkabılar! İngiltere'de bir dergi araştırma yapmış, bir gazetede okumuştum. Ülkede orta gelir düzeyindeki kadınların büyük bölümünün ayakkabı tutkusunun "İmelda Marcos sendromu" olarak adlandırılabilecek bir noktaya geldiğinden bahsediliyordu.
Dikkat et çevrendeki hatun kişilere. Dışarı çıktıkları zaman en çok ayakkabı vitirinleri önünde zaman geçirir, hatta bu da yetmez girip alıverirler. Yine aynı araştırmada kadınların yüzde 40'ının ayakkabı almayı her türlü alışverişten daha çekici bulduğu; buna karşılık yüzde 20'sinin mücevher, yüzde 17'sinin ise ünlü modacıların tasarladığı çantaları almayı tercih ettiğinin ortaya çıktığından bahsediliyordu. Varlıklı, orta halli, orta halliden az biraz eksik.. Hiç farketmez, hepsinin çifter çifter ayakkabısı vardır evlerinde. Mesela ben de bile 20 çift ayakkabı var, geçenlerde ayakkabılığı temizlerken saydımdı..” dedim.

- “Bu durum çok da anlamlı değil bizim için” dedi centilmenimiz. “Sonuç olarak bir çift siyah klasik ayakkabı, bir bot ne bileyim bir çift spor ayakkabı sanki bizim ‘can simidi’ kategorisi için yeterli gibi gözüküyor. Sizin topuklu, az topuklu, küt burunlu, sivri burunlu, yandan tokalı, üstten bağcıklı gibi saymakla bitmeyen çeşitleriniz zaten benim kafamı karıştırmaya yetiyor da artıyor bile.” diyerek birasından bir yudum aldı.

- “Bizim için yangında ilk kurtarılacaklar kategorisinde kesinlikle ayakkabılarımız yer alır, ve botlarım, ve çizmelerim, ay unutmadan bir de geçen yıl Londra’dan aldığım süet spor ayakkabılarım.” dedi hatun kişi. “Ha, bir de tabi köpeğim var!”

Southern Comfort’ımdan son yudumumu aldım ve,

shoes


- “Ayrıca” dedim, “Yine ayakkabı düşkünü kadınlara sorulduğunda hemen hemen tamamına yakını her yeni çift ayakkabıyı aldıktan sonra dayanılmaz bir ‘suçluluk’ duygusu ile kıvrandıklarını itiraf etmişler. Ama her şeye rağmen özellikle 40 yaş üstü kadınların yüzde 65’i kendilerini yüksek topuklu ayakkabı ile daha genç hissediyorlarmış. İngiltere’deki her 4 kadından biri ayakkabı almayı fatura ödemeye tercih ediyormuş.”

Birden gülümseyerek bir numaralı hatun kişi ile göz göze gelip kahkahayı patlattık. Yanımızdaki centilmen ne olduğunu anlamayan gözleriyle bize bakarken ben gerekli açıklamayı yapıverdim:
- “Sex &The City dizisini bilirsin, oradaki karakterlerden Carrie vardı ya, hani şu ayakkabı delisi olan köşe yazarı hatun. Bir bölümde ev almaya çalışıyor ama parası yok. Harcamalarının faturası eline geliyor ve hatun bombayı patlatıyordu, onu hatırladık:

- “Ayakkabılarıma $40,000 harcamışım ve yaşayacak bir evim bile yok öyle mi? Tanrım, tam anlamıyla ayakkabıların içinde yaşamış yaşlı bir kadın olacağım ileride!”    
expensive

DiLaRa
Şubat 2007
 
< Önceki   Sonraki >

yorumlar

Henüz yorum eklenmedi - İlk yorumu siz yapabilirsiniz...


Sayfa 1 de 0 ( 0 yorumlar )
©2006 MosCom

Yorum eklemek için üye olmalısınız. Üye iseniz lütfen giriş yapın